رَبِّي، اجْعَلْ صَبْرِي عَلَى مُرِّ الْقَضَاءِ فَنَاءً لِذَاتِي وَبَقَاءً بِكَ. كُلَّمَا اشْتَدَّ الْبَلَاءُ، زِدْنِي فَقْرًا إِلَيْكَ وَاسْتِغْنَاءً عَمَّا سِوَاكَ. طَهِّرْ قَلْبِي بِكَيِّ الصَّبْرِ مِنْ كُلِّ هَوًى، حَتَّى لَا أَرَى لِنَفْسِي وُجُودًا إِلَّا بِفَضْلِكَ وَمِنَّتِكَ.
Rabbî, ec'al sabrî alâ murri'l-kadâi fenâen li zâtî ve bekâen bike. Kullema'ştedde'l-belâu, zidnî fakran ileyke ve'stiğnâen amma sivâke. Tahhir kalbî bi keyyi's-sabri min kulli hevâ, hattâ lâ erâ li nefsî vücûden illâ bi fadlike ve minnetike.
Rabbim, acı hükmüne olan sabrımı, zatımın fena bulup Seninle beka bulmama vesile kıl. Bela şiddetlendikçe, Sana olan fakirliğimi ve Senden başkasına olan müstağniliğimi artır. Kalbimi sabrın dağlamasıyla her türlü heva ve hevesten temizle ki, kendime Senin lütfun ve ihsanın dışında bir varlık görmeyeyim. Varlığımın yokluğa karışıp, ancak Seninle kaim olmasını dilerim.