يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، أَخْشَى مِنْ غَفْلَةِ الْقَلْبِ وَنِسْيَانِ ذِكْرِكَ. وَأَرْجُو مِنْكَ دَوَامَ الْحُضُورِ وَصِدْقَ الْمُحَبَّةِ. فَاجْعَلْ قَلْبِي خَاشِعًا لِعَظَمَتِكَ، وَلِسَانِي رَطْبًا بِذِكْرِكَ. اجْعَلْنَا مِنَ الَّذِينَ لَا يَغْفُلُونَ عَنْكَ.
Ya Zel Celâli vel İkrâm, ehşâ min gafletil kalbi ve nisyâni zikrike. Ve ercû minke devâmel hudûri ve sıdkel muhabbeti. Fec'al kalbî hâşi'an li azametike, ve lisânî ratban bi zikrike. Ec'alnâ minellezîne lâ yagfulûne anke.
Ey Celâl ve İkram Sahibi, kalbin gafletinden ve seni anmayı unutmaktan korkmaktayım. Senden daimi huzurda olmayı ve muhabbetimin sadakatini umuyorum. Kalbimi azametin karşısında huşu içinde kıl, dilimi de zikrinle ıslak tut. Bizi senden gafil olmayanlardan eyle. Bu gaflet korkusu, bizi sürekli teyakkuzda tutarak her an seni hatırlamaya sevk ederken, daimi zikir ve muhabbet ümidi, kalbimizi nurunla doldurur, içsel bir huzur ve yakınlık hissi bahşeder.