رَبِّي هَا أَنْتَ تَرَى مَكَانِي وَتَسْمَعُ كَلَامِي وَأَنْتَ أَعْلَمُ مِنْ عِبَادِكَ بِحَالِي، رَبِّي شَكْوَايَ لَكَ لَا لِأَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ، فَاقْبَلْنِي فِي رَحَابِكَ فِي هَذِهِ السَّاعَةِ الْمُبَارَكَةِ، رَبِّي إِنِّي طَرَقْتُ بَابَكَ فَافْتَحْ لِي أَبْوَابَ سَمَوَاتِكَ وَأَجِرْنِي مِنْ عَظِيمِ بَلَائِكَ، اللَّهُمَّ يَا مُسَخِّرَ الْقَوِيِّ لِلضَّعِيفِ وَمُسَخِّرَ الْجِنِّ لِنَبِيِّنَا سُلَيْمَانَ وَمُسَخِّرَ الطَّيْرِ وَالْحَدِيدِ لِنَبِيِّنَا دَاوُدَ وَمُسَخِّرَ النَّارِ لِنَبِيِّنَا إِبْرَاهِيمَ سَخِّرْ لِي عِبَادَكَ الطَّيِّبِينَ مِنْ حَوْلِي وَسَهِّلْ لِي أُمُورِي وَارْزُقْنِي مِنْ حَيْثُ لَا أَحْتَسِبُ، رَبِّي بِحَوْلِكَ وَعِزَّتِكَ وَقُدْرَتِكَ أَنْتَ الْقَادِرُ عَلَى ذَلِكَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِخَوْفِي مِنْ عَظَمَتِكَ وَطَمَعِي بِرَحْمَتِكَ أَنْ تَرْزُقَنِي مَا كَانَ خَيْرًا لِي فِي دِينِي وَدُنْيَايَ وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ.
Rabbî hâ ente terâ mekânî ve tesme’u kelâmî ve ente a’lemu min ‘ibâdike bi-hâlî, Rabbî şekvâye leke lâ li-ehadin min halkıke, fakbelnî fî rahâbike fî hâzihis-sâ’atil-mubâraketi, Rabbî innî taraktu bâbeke fefteh lî ebvâbe semâvâtike ve ecirnî min ‘azîmi belâike, Allâhumme yâ musahhirâl-kaviyyi lid-da’îfi ve musahhirâl-cinni li-nebiyyinâ Suleymâne ve musahhirat-tayri vel-hadîdi li-nebiyyinâ Dâvûde ve musahhiran-nâri li-nebiyyinâ İbrâhîme sahhir lî ‘ibâdeket-tayyibîne min havlî ve sehhil lî umûrî ver-zuknî min hayşu lâ ahtesibu, Rabbî bi-havlike ve ‘izzetike ve kudretike entel-kâdiru ‘alâ zâlike vahdeke lâ şerîke leke, Allâhumme innî es’eluke bi-havfî min ‘azametike ve tama’î bi-rahmetike en terzukanî mâ kâne hayran lî fî dînî ve dunyâye ve me’âşî ve ‘âkıbeti emrî ‘âcilihî ve âcilihî.
Rabbim, işte Sen benim bulunduğum yeri görüyorsun, sözümü işitiyorsun ve kullarından ziyade benim ahvâlimi en iyi Sen bilirsin. Rabbim, şikâyetim yalnızca Sanadır, mahlûkatından hiç kimseye değil. Öyleyse bu mübarek saatte beni rahmetinin genişliğine kabul buyur. Rabbim, şüphesiz ki ben Senin kapına geldim; öyleyse bana semâlarının kapılarını aç ve beni azîm belâlarından muhafaza eyle. Allah’ım! Ey güçlüyü zayıfa musahhar kılan, cinleri Peygamberimiz Süleyman’a musahhar kılan, kuşları ve demiri Peygamberimiz Dâvûd’a musahhar kılan, ateşi Peygamberimiz İbrâhim’e musahhar kılan! Benim için de etrafımdaki sâlih kullarını musahhar eyle, işlerimi kolaylaştır ve bana ummadığım yerden rızık ihsan eyle. Rabbim, Senin havlin, izzetin ve kudretinle, buna ancak Sen kadirsin, Senin hiçbir ortağın yoktur. Allah’ım, azametinden duyduğum haşyetle ve rahmetine olan derin ümidimle Senden niyaz ederim ki, dinim, dünyam, maişetim ve işlerimin âkıbeti için hayırlı olanı, gerek hemen olanını gerekse sonraya kalanını bana nasip eyle.
Kaynak: Derleme dua — Peygamberler vesilesiyle yapılan yakarış