يَا بَاطِنُ يَا ظَاهِرُ! أَدْخِلْنَا مَقَامَ الْفَنَاءِ فِي الصَّبْرِ عَلَى أَقْدَارِكَ. وَأَظْهِرْ عَلَيْنَا بَقَاءَ الْحَقِّ فِي كُلِّ تَوَكُّلٍ عَلَيْكَ. اجْعَلْنَا نَرَى الْفِعْلَ كُلَّهُ مِنْكَ وَإِلَيْكَ، حَتَّى لَا نَشْهَدَ إِلَّا وَجْهَكَ الْكَرِيمَ فِي كُلِّ شَيْءٍ. طَهِّرْ سِرَّنَا وَعَلَانِيَتَنَا.
Yâ Bâtınu yâ Zâhiru! Edhılnâ makâme'l-fenâi fi's-sabri alâ akdârike. Ve azhir aleynâ bekâe'l-hakkı fî kulli tevekkulin aleyke. İc'alnâ nerâ'l-fi'le kullehû minke ve ileyke, hattâ lâ neşhede illâ vecheke'l-Kerîme fî kulli şey'in. Tahhir sirranâ ve alâniyetena.
Ey Bâtın, ey Zâhir! Kaderine sabırda bizi fena makamına dahil et. Sana olan her tevekkülde üzerimizde hakkın bekasını izhar et. Bütün fiilleri senden ve sana doğru görür kıl, ta ki her şeyde ancak senin Kerim vechini şahit olalım. Gizlimizi ve açığımızı temizle. Bu dua, sabırda benliğin eritilmesi (fena) ve tevekkül ile ilahi varlıkta daim olma (beka) arasındaki derin tasavvufi bağı dile getirir, böylece kulun idraki yükselir ve tevhid şuuru pekişir.