يَا أَحَدُ يَا صَمَدُ، أَفْنِنِي عَنْ نَفْسِي وَأَبْقِنِي بِكَ. وَاجْعَلْ فَنَائِي فِي ذَاتِكَ سَبِيلًا لِوُصُولِي إِلَى مَعْرِفَتِكَ الْحَقِيقِيَّةِ وَسَيْرِي الْمُسْتَقِيمِ نَحْوَكَ. لَا أَرَى إِلَّا أَنْتَ، وَلَا أَشْهَدُ إِلَّا بَقَاءَكَ. أَرِنِي الْحَقَّ كَمَا هُوَ فِي جَلَالِكَ.
Yâ Ehadu yâ Samedu, efninî an nefsî ve ebkınî bike. Ve'c'al fenâî fî zâtike sebîlen li vusûlî ilâ ma'rifetike'l-hakîkıyye ve seyrî'l-mustakîmi nahveke. Lâ erâ illâ ente, ve lâ eşhedü illâ bekâeke. Erinî'l-hakka kemâ hüve fî celâlike.
Ey Bir olan, Ey Samed olan, beni nefsimden fani kıl ve Seninle baki eyle. Senin zatında fani oluşumu, gerçek marifetine ulaşmamın ve Sana doğru olan dosdoğru yolumun vesilesi kıl. Senden başkasını görmeyeyim ve Senin bekandan başkasına şahit olmayayım. Celalindeki hakkı bana olduğu gibi göster. Kendi benliğimi yok ederek, Senin varlığında ebedi bir hidayet bulmayı niyaz ederim.