Mâ Rabbeyteni İllâ Alen-Ni’am – Şükran Münacâtı

مَا رَبَّيْتَنِي إِلَّا عَلَى النِّعَمِ
وَمَا عَوَّدْتَنِي إِلَّا عَلَى إِحْسَانِكَ
آمَنْتَ رَوْعَاتِي، وَدَبَّرْتَ حَيَاتِي،
وَأَرْسَلْتَ لِي خَيْرًا عَزِيزًا،
لَسْتُ أَهْلًا لَهُ وَلَكِنَّكَ أَهْلُهُ ..
آنَسْتَ وَحْشَتِي، وَفَرَّجْتَ كُرْبَتِي،
وَآوَيْتَنِي، وَأَسْقَيْتَنِي، وَأَطْعَمْتَنِي
مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلَا قُوَّةٍ!
لَكَ الْحَمْدُ حَتَّى تَرْضَى
Mâ Rabbeytenî İllâ Alen-Ni’am,
Ve Mâ Avvedtenî İllâ Alâ İhsânik.
Âmente Rav’âtî, Ve Debberte Hayâtî,
Ve Erselte Lî Hayran Azîzâ,
Lestu Ehlen Lehû Ve Lâkinneke Ehluhû..
Âneste Vahşetî, Ve Ferracte Kurbetî,
Ve Âveytenî, Ve Eskaytenî, Ve Et’amtenî
Min Ğayri Havlin Minnî Ve Lâ Kuvveh!
Lekel-Hamdu Hattâ Terzâ.
Beni ancak nimetlerinle besleyip büyüttün,
Ve beni hep ihsanına alıştırdın.
Korkularımı emniyete çevirdin, hayatımı tedbir ettin,
Bana pek kıymetli bir hayır lütfettin;
Ben ona ehil değilim, lakin Sen ona ehilsin.
Yalnızlığımı giderdin, kederimi feraha erdirdin,
Bana sığınak verdin, beni suya kandırdın ve beni doyurdun,
Benden hiçbir güç ve kuvvet gelmeksizin!
Hamd Sanadır, Sen razı oluncaya dek.
Kaynak: Şükran münacâtı