اللَّهُمَّ إِنِّي أَتَبَرَّأُ مِنْ حَوْلِي وَقُوَّتِي وَالتِّجَاءُ إِلَى حَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ
اللَّهُمَّ أَعِنِّي وَلَا تُعِنْ عَلَيَّ، وَانْصُرْنِي وَلَا تَنْصُرْ عَلَيَّ، وَاهْدِنِي وَيَسِّرِ الْهُدَى لِي يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ
اللَّهُمَّ سَخِّرْ لِي الأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَالسَّمَاءَ وَمَنْ فِيهَا
اللَّهُمَّ يَا وَلِيَّ نِعْمَتِي وَمَلَاذِي عِنْدَ كُرْبَتِي، اجْعَلْ كُلَّ مَا أَخَافُهُ وَأَحْذَرُهُ بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَيَّ، كَمَا جَعَلْتَ النَّارَ بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ
يَا مَنْ لَا يَعْجِزُهُ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ، أَمَانِيَّاتِي وَأَدْعِيَاتِي لَا تَرُدَّهَا وَلَا تَخَيِّبْنِي، اجْبُرْ قَلْبِي وَقُوَّتِي يَا جَبَّارَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللَّهُمَّ أَعِنِّي وَلَا تُعِنْ عَلَيَّ، وَانْصُرْنِي وَلَا تَنْصُرْ عَلَيَّ، وَاهْدِنِي وَيَسِّرِ الْهُدَى لِي يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ
اللَّهُمَّ سَخِّرْ لِي الأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَالسَّمَاءَ وَمَنْ فِيهَا
اللَّهُمَّ يَا وَلِيَّ نِعْمَتِي وَمَلَاذِي عِنْدَ كُرْبَتِي، اجْعَلْ كُلَّ مَا أَخَافُهُ وَأَحْذَرُهُ بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَيَّ، كَمَا جَعَلْتَ النَّارَ بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ
يَا مَنْ لَا يَعْجِزُهُ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ، أَمَانِيَّاتِي وَأَدْعِيَاتِي لَا تَرُدَّهَا وَلَا تَخَيِّبْنِي، اجْبُرْ قَلْبِي وَقُوَّتِي يَا جَبَّارَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Allâhümme innî eteberraü min havlî ve kuvvetî ve’l-ticâü ilâ havlike ve kuvvetike.
Allâhümme e’ınnî ve lâ tü’ın aleyye, vensurnî ve lâ tensur aleyye, vehdinî ve yessiri’l-hüdâ lî yâ Rabbe’l-âlemîn.
Allâhümme sahhir lî’l-arda ve men aleyhâ ve’s-semâe ve men fîhâ.
Allâhümme yâ veliyye ni’metî ve melâzî inde kurbetî, ec’al külle mâ ehâfühü ve ahzeruhü berden ve selâmen aleyye, kemâ ce’alte’n-nâra berden ve selâmen alâ İbrâhîm.
Yâ men lâ ya’cizühû şey’ün fî’l-ardı ve lâ fî’s-semâi, emâniyyâtî ve ed’ıyâtî lâ teruddehâ ve lâ tuhayyibnî, ecbur kalbî ve kuvvetî yâ Cebbâra’s-semâvâti ve’l-ard.
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke Hamîdün Mecîd.
Allâhümme e’ınnî ve lâ tü’ın aleyye, vensurnî ve lâ tensur aleyye, vehdinî ve yessiri’l-hüdâ lî yâ Rabbe’l-âlemîn.
Allâhümme sahhir lî’l-arda ve men aleyhâ ve’s-semâe ve men fîhâ.
Allâhümme yâ veliyye ni’metî ve melâzî inde kurbetî, ec’al külle mâ ehâfühü ve ahzeruhü berden ve selâmen aleyye, kemâ ce’alte’n-nâra berden ve selâmen alâ İbrâhîm.
Yâ men lâ ya’cizühû şey’ün fî’l-ardı ve lâ fî’s-semâi, emâniyyâtî ve ed’ıyâtî lâ teruddehâ ve lâ tuhayyibnî, ecbur kalbî ve kuvvetî yâ Cebbâra’s-semâvâti ve’l-ard.
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke Hamîdün Mecîd.
Ey Allah’ım! Ben kendi gücümden ve kuvvetimden teberrâ ediyor, tüm varlığımla Senin havline ve kuvvetine iltica ediyorum.
Ey Allah’ım! Bana yardım et, aleyhime yardım etme. Bana zafer nasip et, aleyhime zafer verme. Bana hidâyet ihsan et ve hidâyeti bana kolaylaştır, ey Âlemlerin Rabbi!
Ey Allah’ım! Yeryüzünü ve üzerindekileri, gökyüzünü ve içindekileri bana musahhar kıl.
Ey Allah’ım! Ey nimetimin yegâne sahibi ve sıkıntım anında tek sığınağım! Korktuğum ve sakındığım her şeyi bana serinlik ve selamet kıl; tıpkı ateşi İbrahim’e serin ve selamet kıldığın gibi.
Ey yeryüzünde ve gökyüzünde hiçbir şeyin Kendisini aciz bırakamadığı Yüce Zât! Dileklerimi ve dualarımı geri çevirme, beni mahrum bırakma. Kalbimi ve gücümü onar, eksiklerimi tamamla, ey göklerin ve yerin Cebbar’ı!
Ey Allah’ım! İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât eylediğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed’in âline de salât eyle. Şüphesiz Sen, Hamîd’sin (her türlü övgüye layık olansın), Mecîd’sin (şanı yüce olansın).
Ey Allah’ım! Bana yardım et, aleyhime yardım etme. Bana zafer nasip et, aleyhime zafer verme. Bana hidâyet ihsan et ve hidâyeti bana kolaylaştır, ey Âlemlerin Rabbi!
Ey Allah’ım! Yeryüzünü ve üzerindekileri, gökyüzünü ve içindekileri bana musahhar kıl.
Ey Allah’ım! Ey nimetimin yegâne sahibi ve sıkıntım anında tek sığınağım! Korktuğum ve sakındığım her şeyi bana serinlik ve selamet kıl; tıpkı ateşi İbrahim’e serin ve selamet kıldığın gibi.
Ey yeryüzünde ve gökyüzünde hiçbir şeyin Kendisini aciz bırakamadığı Yüce Zât! Dileklerimi ve dualarımı geri çevirme, beni mahrum bırakma. Kalbimi ve gücümü onar, eksiklerimi tamamla, ey göklerin ve yerin Cebbar’ı!
Ey Allah’ım! İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât eylediğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed’in âline de salât eyle. Şüphesiz Sen, Hamîd’sin (her türlü övgüye layık olansın), Mecîd’sin (şanı yüce olansın).
Kaynak: Tevekkül duaları koleksiyonu