Hakk’tan ayrı olduğunu zannettiğin her an, perdenin arkasındasın. Vuslat, ayrılığı hissetmeyip O’nunla bir olduğunu idrak etmektir.
— Abdülkadir Geylani, Fütûhu’l-Gayb
Bu hikmet, tasavvufun temel kavramlarından olan vahdet ve vuslatı ele alır. Abdülkadir Geylani, kulun Allah’tan ayrı bir varlık olduğunu düşünmesinin bir perde olduğunu ifade eder. Gerçek vuslat, kulun fenafillah mertebesine ulaşarak kendi benliğinden sıyrılıp ilahi varlıkta kaybolması, yani O’nunla birliği hissetmesidir. Bu, ontolojik bir birliktelik değil, marifet ve muhabbet yoluyla hissedilen manevi bir yakınlık ve idrak birliğidir; kulun kendi iradesinin ilahi iradede fani olmasıyla gerçekleşir.