يَا حَبِيبَ الْقُلُوبِ، اجْعَلْ شُكْرِي وَقَنَاعَتِي نَابِعَتَيْنِ مِنْ مَحَبَّتِكَ الْعَمِيقَةِ. لَا شُكْرَ إِلَّا بِمَنْحِكَ، وَلَا قَنَاعَةَ إِلَّا بِقُرْبِكَ. امْلَأْ قَلْبِي بِمَحَبَّتِكَ حَتَّى لَا أَرَى فِي الْكَوْنِ إِلَّا آثَارَ جَمَالِكَ وَعَطَائِكَ، فَأَشْكُرَكَ بِكُلِّ ذَرَّةٍ مِن وُجُودِي وَأَقْنَعَ بِكُلِّ مَا تَقْضِي.
Yâ Ḥabîbel-ḳulûb, icʿal şükrî ve ḳanâʿatî nâbiʿateynî min maḥabbetikel-ʿamîḳati. Lâ şukra illâ bimunḥike, ve lâ ḳanâʿate illâ biḳurbike. Imla' ḳalbî bimaḥabbetike ḥattâ lâ erâ fil-kevni illâ âṡâra cemâlike ve ʿaṭâike, fe-eşkurake bikulli ẕerratin min vucûdî ve aḳnaʿa bikulli mâ taḳḍî.
Ey kalplerin Sevgilisi, şükrümü ve kanaatimi derin muhabbetinden kaynaklanan iki pınar eyle. Senin ihsanın olmaksızın şükür olmaz, sana yakınlık olmaksızın kanaat bulunmaz. Kalbimi muhabbetinle doldur ki, kainatta sadece güzelliğinin ve lütfunun eserlerini göreyim. Böylece varlığımın her zerresiyle sana şükredebileyim ve takdir ettiğin her şeye razı olayım.