Hakikat, daima perdenin ardındadır. Bu sırrı ancak kendi varlığından soyunup, O’nun varlığına bürünenler görebilir.
— Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr
Tasavvufta hakikat, sıradan gözle görülemeyen, ancak içsel bir dönüşümle idrak edilebilen bir sırdır. Bu sırra erişmek için kişinin kendi benliğinden, yani “ben”lik perdesinden sıyrılması gerekir. Kendi varlığından soyunmak, egoyu ve dünya kaygılarını terk etmek demektir. O’nun varlığına bürünmek ise fenâ makamına ulaşarak ilahi varlıkla bütünleşmek, böylece mutlak hakikatin gizemini perdesizce müşahede etmektir. Bu, zahirden batına geçişin derin bir ifadesidir.