Dilini az konuşmaya alıştır ki, kalbinin dili açılsın. Zira dış gürültü kesildiğinde, içindeki hakikat fısıltılarını duymaya başlarsın.
— Sünbül Sinan, Mektuplar
Sünbül Sinan, sükûtun (sessizliğin) tasavvuf yolundaki değerini vurgular. Dışsal konuşma ve dünya meşgalelerine dalmak, kalbin sesini bastırır. Oysa kalp, İlahi hakikatlerin tecelli ettiği yerdir. Salik, az konuşarak, dedikodudan ve boş sözden sakınarak iç dünyasına yönelmelidir. Bu sükût hali, tefekkür ve zikir için uygun bir ortam yaratır. Böylece kişi, kalbinin derinliklerinden gelen ilhamları ve hikmetleri işitmeye başlar. Bu, dışsal bilginin ötesinde, doğrudan İlahi kaynaktan gelen idrak ve anlayışa ulaşmanın bir yoludur.