Bir ruh ki, acı dalgalarıyla örselenmiş, varoluşun sırları ve sabit sandığı ilişkilerin manası üzerine derin sorgulamalara dalmıştı. İman ettiği hakikatlerin aksine, nice tatlı yıllar nice acıları gizlemiş, sözleri ise özünde saklı nice beyan edilmemiş hisleri barındırıyordu; bunlardan bazıları dünyada yerini bulamamış bir hüzün, bazıları da beklenen destek ve refah umudunun her zaman gerçekleşmediği gerçeğiydi. Lakin, o ruhun derinliklerinde, acı ne denli büyük olursa olsun hayatın durmayacağını bilen bir parça vardı.
Her yara ile, kendini koruyacak sınırlar çizmeyi öğrendi; iç huzurunu tehdit eden her şeye karşı dimdik durmayı bildi. Şüpheler denizinde boğulmamak için kendiyle barıştı ve sessizliğinin derinliklerinde, kendinden başka kimsenin göremediği bir güç yeşerdi.
Artık idrak etmeye başlamıştı ki, hiçbir şey sabit kalmaz ve değişim, sonunu henüz bilemediğimiz yollar üzerinden bizi taşıyan hayatın ayrılmaz bir parçasıdır. O ruh, şimdi bir yeniden inşa sürecindedir; bu süreçte keşfeder ki, insanın gücü sadece dayanma kudretinde değil, bilakis şartlar ne olursa olsun kendini yenileyebilme kabiliyetindedir.