Muhafaza ve Tezkirede Olan Kalbinizi Koruyun

Tüm Hikmetler
### Gafletten Kalbi Korumak ve Onu Zikirle Canlı Tutmak

Ruhun yıpranmış, ihmale uğramış, acınası bir haldeyken — sen farkına bile varmadan — kalbinin sana kapılarını mühürlediğini, zira senin hidayete ehil olmadığını bildiğini hiç düşündün mü? Zikirden gafil anlar geçirirken, muvaffakiyet kapıları önünde ardına kadar açık durduğu halde, kalbinin onlara karşı kilitlendiğini görmüyor musun?

Sen pekâlâ bilirsin ki, “Sübhanallahi ve bihamdihi” zikri yüz kere tekrarlandığında, kalbin üzerindeki günahları, deniz köpüğü kadar çok olsa bile siler süpürür. Buna rağmen, gününü ondan gafil bir halde geçiriyorsun! Faziletini okur, alacağı ecri bilirsin; lakin bu bilgi sende hiçbir kıpırtı uyandırmaz! İşte bu, mahrumiyetin ta kendisi değil midir?

Yine bilirsin ki, “Sübhanallahi ve bihamdihi, Sübhanallahil Azim” zikirleri, Rahman’a pek sevgili iki kelimedir ve mizanı ağırlaştırırlar. Sonra da mizanının hafif gelmesinden korkar, ama Rahman’ın sevgili zikrini ihmal edersin!

Ve yine bilirsin ki, “Estağfirullah el-lezî lâ ilâhe illâ Hû ve etûbü ileyh” diyen kimse, savaş meydanından kaçmış olsa bile affedilir. Buna rağmen, günahların seni tövbeye sevk etmiyor, pişmanlık seni istiğfara yöneltmiyor… Ne acı bir gaflet!

Peki, emniyetin içindeki en büyük korkuyu biliyor musun? Yoksa sen, Allah’ın zikriyle uyandırılıp da sonra gafillerle birlikte oturanlardan mı olacaksın?

Öyleyse kendine bir bak: Kalbinde itaatten bir ürküntü, bir kaçınma buluyor musun? İbadetler sana ağır mı geliyor, yoksa göğsünde bir iştiyak ateşi mi tutuşturuyor? Zikir, sana bir yük gibi mi geliyor, yoksa bir av gibi peşinden koştuğun bir hazine mi?

Belki de Allah, işlediğin bunca şeyden ötürü seni ondan mahrum kılmıştır da sen bunun farkında bile değilsin!