El-Vehhâb (الوهّاب), Yüce Allah’ın esmâ-i hüsnâsından, yani en güzel isimlerinden biridir. Bu mübarek isim, Kur’ân-ı Kerîm’de üç ayrı yerde zikredilmiştir. O, kullarına karşılıksız ve cömertçe lütuflar bahşeden, bol bol ihsan eden Yüce Mevlâ’dır. Hiçbir karşılık beklemeksizin, sonsuz keremiyle dilediğine dilediğini veren, varlıkları nimetlere boğan O’dur.
Cenâb-ı Hak, bu isminin tecellisiyle kullarına olan sonsuz rahmetini ve bağışlayıcılığını gözler önüne serer. Bu isim, O’nun mutlak cömertliğini ve lütufkârlığını en güzel şekilde ifade eder. Nitekim, müminlerin Rabb’lerine yönelişini ve O’ndan istediklerini dile getiren şu kutlu ayette buyrulur:
﴿رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ﴾
**”Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma ve bize katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz sen, Vehhâb’sın (bol bol bağışlayansın).”** (Âl-i İmrân Sûresi, 3:8)
Bu ayet-i kerîme, El-Vehhâb isminin derin manasını, kulların hidayet ve rahmet taleplerine karşılık veren sonsuz cömertliğiyle apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır. O, dileyene dilediğini, hak edene de hak ettiğinden fazlasını lütfeden, keremi sonsuz olandır. Kullarına bahşettiği her nimet, O’nun Vehhâb isminin bir tecellisidir; zira her şey O’nun lütfu ve ihsanıyla var olur ve devam eder.