Dua Kategorisi: İstiğfar

  • Hayatında Başarısız Hissedenlerin Duası – İstiğfar ile Kapıları Açma

    اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَغْفِرُكَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ يَعْقُبُ الْحَسْرَةَ وَيُورِثُ النَّدَامَةَ وَيَرُدُّ الدُّعَاءَ وَيَحْبِسُ الرِّزْقَ،
    يَا رَبِّ إِنْ كَانَ هُنَاكَ ذَنْبٌ يَحُولُ بَيْنِي وَبَيْنَ تَيْسِيرِ أُمُورِي فَاغْفِرْهُ لِي
    Allâhumme innî estağfiruke min kulli zenbin ya’kubu el-hasrate ve yûrisu en-nedâmete ve yeruddu ed-du’âe ve yahbisu er-rizka, Yâ Rabbi in kâne hunâke zenbun yehûlu beynî ve beyne teysîri umûrî fağfirhu lî
    Allah’ım! Ben Sana, her bir günahtan istiğfar ederim; o günah ki, ardında derin bir hasret bırakır, yüreğe pişmanlık tohumları eker, yakarışları geri çevirir ve rızkın akışını durdurur. Yâ Rabbi! Şayet benimle işlerimin kolaylaşması arasına bir perde çeken bir günah mevcutsa, onu bana mağfiret eyle.
    Kaynak: İstiğfar duaları (Hayatında başarı hissetmeyenler için)
  • Kapsamlı Bağışlanma ve Arınma Duası

    اللَّهُمَّ يَا رَحْمَنُ يَا رَحِيمُ، يَا وَاسِعَ الْمَغْفِرَةِ وَالْكَرَمِ، نَسْأَلُكَ فِي هَذَا الْيَوْمِ أَنْ تَغْفِرَ لَنَا ذُنُوبَنَا كُلَّهَا، صَغِيرَةً كَانَتْ أَوْ كَبِيرَةً، خَفِيَّةً أَوْ مُعْلَنَةً، أَوَّلَهَا وَآخِرَهَا، مَا عَلِمْنَا وَمَا لَمْ نَعْلَمْ، اللَّهُمَّ طَهِّرْ قُلُوبَنَا مِنْ كُلِّ سُوءٍ، وَنَقِّ أَرْوَاحَنَا مِنْ كُلِّ قَسْوَةٍ، وَاغْسِلْ صُدُورَنَا مِنْ كُلِّ غِلٍّ، وَامْسَحْ عَنَّا الذُّنُوبَ كَمَا تُمْسَحُ الْأَوْسَاخُ عَنِ الثَّوْبِ الْأَبْيَضِ، وَامْلَأْنَا يَقِينًا نُورًا لَا يَزُولُ، وَطُمَأْنِينَةً لَا تَفْرُقُهَا الْأَحْدَاثُ، اللَّهُمَّ ارْزُقْنَا خُشُوعَ الْقُلُوبِ فِي صَلَاتِنَا، وَطَهَارَةَ النِّيَّاتِ فِي أَعْمَالِنَا، وَصِدْقَ التَّوَجُّهِ إِلَيْكَ فِي كُلِّ دُعَاءٍ، اجْعَلْ صِيَامَنَا صِيَامًا مَقْبُولًا، وَقِيَامَنَا قِيَامًا خَالِصًا، وَرُكُوعَنَا وَسُجُودَنَا ذِكْرًا دَائِمًا لَا يَنْقَطِعُ، اللَّهُمَّ اجْعَلْنَا مِنْ عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ الَّذِينَ تَسُرُّ بِرُؤْيَتِهِمْ، وَتَرْضَى عَنْ أَعْمَالِهِمْ، وَتَغْفِرُ لَهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ، وَتَكْتُبُ لَهُمْ دَرَجَاتٍ عَالِيَةً فِي الْجَنَّةِ، اللَّهُمَّ ارْفَعْ عَنَّا هُمُومَنَا، وَاصْرِفْ عَنَّا مَخَاوِفَنَا، وَامْسَحْ عَنْ أَرْوَاحِنَا تَعَبَ الْحَيَاةِ، وَامْلَأْنَا أَمَلًا لَا يَنْقَطِعُ، وَسَعَادَةً لَا تَزُولُ، وَارْزُقْنَا دُعَاءً مُسْتَجَابًا، وَرَجَاءً لَا يَخِيبُ، وَرِضًا لَا يَنْتَهِي، وَوَفَاءً لِذِكْرِكَ فِي كُلِّ حَالٍ.
    Allâhumme yâ Rahmânu yâ Rahîmu, yâ Vâsi’a’l-mağfirati ve’l-kerami, nes’eluke fî hâzâ’l-yevmi en tağfira lenâ zunûbenâ kullehâ, sağîraten kânet ev kebîraten, hafiyyeten ev mu’leneten, evvelehâ ve âhirehâ, mâ alimnâ ve mâ lem na’lem. Allâhumme tahhir kulûbenâ min kulli sûin, ve nakkı ervâhanâ min kulli kasvetin, vağsil sudûrenâ min kulli ğıllin, ve’mseh annâ’z-zunûbe kemâ tumsehu’l-evsâhu ani’s-sevbi’l-ebyadı, ve’mle’nâ yakînen nûran lâ yezûlu, ve tuma’nîneten lâ tefrukuhâ’l-ehdâsu. Allâhumme erzuknâ huşû’a’l-kulûbi fî salâtinâ, ve tahârate’n-niyyâti fî a’mâlinâ, ve sıdka’t-teveccuhi ileyke fî kulli du’âin. ic’al sıyâmenâ sıyâmen makbûlen, ve kıyâmenâ kıyâmen hâlisan, ve rukû’anâ ve sucûdenâ zikran dâimen lâ yenkatı’u. Allâhumme ic’alnâ min ibâdike’s-sâlihîne ellezîne tesurru bi ru’yetihim, ve terdâ an a’mâlihim, ve tağfiru lehum seyyiâtihim, ve tektubu lehum deracâtin âliyetin fi’l-cenneti. Allâhumme irfa’ annâ humûmenâ, vasrif annâ mehâvifenâ, ve’mseh an ervâhinâ ta’abe’l-hayâti, ve’mle’nâ emelen lâ yenkatı’u, ve sa’âdeten lâ tezûlu, verzuknâ du’âen mustecâben, ve recâen lâ yahîbu, ve rıdan lâ yentehî, ve vefâen li zikrike fî kulli hâlin.
    Allah’ım, ey Rahman, ey Rahim! Ey mağfireti ve keremi geniş olan!
    Bu günde Senden niyaz ederiz ki, günahlarımızın cümlesini bağışlayasın; küçüğünü de büyüğünü de, gizlisini de açığını da, evvelini de ahirini de, bildiklerimizi de bilmediklerimizi de.
    Allah’ım, kalplerimizi her türlü kötülükten arındır, ruhlarımızı her türlü katılıktan temizle, sînelerimizi her türlü kinden pak eyle. Günahlarımızı, beyaz elbiseden kirlerin silindiği gibi üzerimizden silip süpür. Bizi zail olmayan bir nur olan yakin ile, hadiselerin ayıramayacağı bir itminan ile doldur.
    Allah’ım, namazlarımızda kalplerimize huşu, amellerimizde niyetlerimize temizlik, her duamızda Sana yönelişimizde sadakat nasip eyle. Oruçlarımızı makbul bir oruç, kıyamlarımızı halis bir kıyam kıl; rükû ve secdelerimizi de kesintisiz, daimi bir zikir eyle.
    Allah’ım, bizi, görmekten hoşnut olduğun, amellerinden razı olduğun, kötülüklerini bağışladığın ve cennette kendileri için yüksek dereceler yazdığın salih kullarından eyle.
    Allah’ım, üzerimizden hüzünlerimizi kaldır, korkularımızı bizden uzaklaştır, ruhlarımızdan hayatın yorgunluğunu sil. Bizi kesintisiz bir ümitle, zail olmayan bir saadetle doldur; bize kabul olunmuş bir dua, boşa çıkmayan bir ümit, sonu gelmeyen bir rıza ve her halde Zikrine vefa nasip eyle.
    Kaynak: Derleme dua
  • Kapsamlı İstiğfar ve Kefaret Duası

    اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي وَجَهْلِي، وَإِسْرَافِي فِي أَمْرِي، وَمَا أَنتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي جِدِّي وَهَزْلِي، وَخَطَئِي وَعَمْدِي، وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ، وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
    Allâhümme ağfir lî ḫaṭîetî ve cehlî ve isrâfî fî emrî ve mâ ente a’lemü bihî minnî. Allâhümme ağfir lî ciddî ve hezlî ve ḫaṭaî ve ‘amdî ve küllü zâlike ‘indî. Allâhümme ağfir lî mâ kaddemtü ve mâ ahḫartü ve mâ esrartü ve mâ a’lentü. Ente el-Mukaddimü ve ente el-Muahḫirü ve ente ‘alâ külli şey’in Kadîr.
    Allah’ım! Hatalarımı, cehaletimi, işlerimdeki haddi aşmalarımı ve Senin benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı bağışla.
    Allah’ım! Ciddi hallerimde işlediklerimi, şaka ve eğlence anımdaki kusurlarımı, yanılarak yaptıklarımı ve bilerek işlediklerimi, bende olan bütün bunları bağışla.
    Allah’ım! Geçmişte yaptıklarımı ve gelecekte yapacaklarımı, gizlediklerimi ve açığa vurduklarımı bağışla. Öne geçiren de Sensin, geride bırakan da Sensin. Ve Sen her şeye Kâdir’sin.
    Kaynak: Sahih Müslim, Kitâbü’z-Zikr ve’d-Duâ, Hadis no: 2719
  • İstiğfar — Seyyidül İstiğfar

    اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ
    Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va’dike mesteta’tü. Eûzü bike min şerri mâ sana’tü. Ebûü leke bi-ni’metike aleyye ve ebûü bi-zenbî. Fağfirlî fe-innehu lâ yağfiruz zünûbe illâ ente.
    Allah’ım! Sensin benim Rabbim, Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Senin ahdin ve vaadin üzereyim. İşlediğim şeylerin şerrinden Sana sığınırım. Üzerimdeki nimetini Sana itiraf eder, günahımı da Sana arz ederim. Öyleyse beni bağışla; zira günahları Senden başka bağışlayacak kimse yoktur.
    Kaynak: Buhârî, Deavât, 2/6306; Ebû Dâvûd, Edeb, 100/5070; Tirmizî, Deavât, 15/3393