رَبَّنَا، يَا وَاسِعَ الْغُفْرَانِ! ارْزُقْنَا خُشُوعًا فِي صَبْرِنَا عَلَى مَقَادِيرِكَ. وَاجْعَلْ تَوَكُّلَنَا عَلَيْكَ تَسْلِيمًا مُطْلَقًا لِإِرَادَتِكَ الْعُلْيَا. لَا تَكِلْنَا إِلَى أَنْفُسِنَا طَرْفَةَ عَيْنٍ، فَإِنَّ أَنْفُسَنَا ضَعِيفَةٌ وَأَنْتَ الْقَوِيُّ الْعَزِيزُ. أَلْهِمْنَا الرِّضَا وَالْقَنَاعَةَ فِي كُلِّ حَالٍ.
Rabbenâ, yâ Vâsia'l-gufrân! Urzuknâ huşûan fî sabrinâ alâ mekâdîrike. Vec'al tevekkulenâ aleyke teslîmen mutlakan liirâdetike'l-ulyâ. Lâ tekilnâ ilâ enfusinâ tarfete aynin, feinne enfusenâ daîfetun ve ente'l-Kaviyyu'l-Azîz. Elhimnâ'r-rızâ ve'l-kanâate fî kulli hâlin.
Rabbimiz, ey affı geniş olan! Mukadderatına sabrımızda bize huşu nasip et. Sana olan tevekkülümüzü, yüce iradene tam bir teslimiyet kıl. Bizi bir göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsimize bırakma; zira nefsimiz zayıftır ve sen Kaviyy ve Azîz'sin. Her durumda bize rıza ve kanaati ilham et. Bu dua, huşu içinde sabrın önemini ve tevekkülün ilahi iradeye mutlak teslimiyetin bir göstergesi olduğunu vurgular, böylece kalp sükûnet bulur ve ruh yücelir.