اللَّهُمَّ يَا مَنَّانُ يَا دَيَّانُ، قَدْ سَكَنَ حُبُّكَ قَلْبِي وَأَسْكَنْتَ رُوحِي فِيكَ. أَذِبْ وُجُودِي فِي بَحْرِ مَحَبَّتِكَ الْعَظِيمَةِ حَتَّى لَا أَرَى إِلَّا وَجْهَكَ الْكَرِيمَ. اجْعَلْنِي فَانِيًا بِكَ بَاقِيًا بِكَ، فَكُلُّ مَا سِوَاكَ زَائِلٌ.
Allâhumme yâ Mennânu yâ Deyyânu, qad sekene hubbuke qalbî ve eskentuke rûhî fîke. Ezib vücûdî fî bahri mahabbetikel azîmeti hattâ lâ erâ illâ vechekel kerîm. Ec'alnî fâniyen bike bâqıyen bike, fe kullu mâ sivâke zâilun.
Ey bol bol veren, ey hükmeden Allah'ım! Senin sevgin kalbime yerleşti ve ruhumu sende ikamet ettirdin. Varlığımı o yüce muhabbet denizinde erit ki, Senin keremli yüzünden başkasını görmeyeyim. Beni sende fena bulmuş, seninle baki kılmış eyle; zira senden gayrı her şey yok olucudur. Bu dua, kulun kendi benliğini ilahi aşkta eriterek "fena" mertebesine ulaşma arzusunu ve bu fena halinden sonra "beka bi'llah" ile O'nunla var olma isteğini dile getirmektedir.