يَا حَقُّ، أَعِدْ إِلَيَّ صَحْوِيَ بَعْدَ سُكْرِ الْحُبِّ، وَأَنْعِمْ عَلَيَّ بِبَصِيرَةٍ نَافِذَةٍ. اجْعَلْنِي أَرَى الْأَشْيَاءَ بِحَقِيقَتِهَا، مُتَّزِنًا فِي الْحُضُورِ وَالْغَيْبَةِ. نَوِّرْ عَقْلِي بِنُورِ الْيَقِينِ، لِأَعْمَلَ بِمُقْتَضَى الْعِلْمِ وَالْعَمَلِ.
Yâ Hakku, a'ıd ileyye sahviye ba'de sukril-hubb, ve en'ım aleyye bibasîratin nâfizah. Ic'alnî erel-eşyâe bihakîkatiha, muttezinen fil-hudûri vel-gaybeh. Nevvir aklî binûril-yakîn, li'a'mele bimuktezâl-ilmi vel-amel.
Ey Hakk, aşk sarhoşluğundan sonra ayıqlığımı bana geri ver ve bana nüfuz eden bir basiret ihsan et. Beni eşyayı hakikatleriyle gören, huzurda ve gaybda dengeli bir kul kıl. Aklımı yakin nuruyla aydınlat ki ilmin ve amelin gerektirdiği gibi davranabileyim. Bu dua, sekr halinden sonra gelen, idrak ve farkındalığın geri kazanıldığı sahv haline işaret eder. Kul, ilahi hakikatleri anladıktan sonra dünyevi işlevlerini dengeli bir şekilde yerine getirme yeteneğini yeniden kazanır.