يَا وَدُودُ، يَا ذَا الْعَرْشِ الْمَجِيدِ، اجْعَلْ بَرَكَاتِ رِزْقِكَ تَنْبُعُ مِنْ بَحْرِ مُحَبَّتِكَ الْأَزَلِيَّةِ. وَأَنْعِمْ عَلَيْنَا بِمَحَبَّةٍ لَا تَزُولُ، وَبِبَرَكَةٍ لَا تَفْنَى. اللَّهُمَّ ارْزُقْنَا الْقَنَاعَةَ بِمَا أَعْطَيْتَ، وَاجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا نُورًا مِنْ مُحَبَّتِكَ يُضِيءُ كُلَّ أَرْكَانِ حَيَاتِنَا.
Yâ Vedûdu, yâ Ze'l-Arşi'l-Mecîd, ic'al berekâti rizqike tenbe'u min bahri muhabbetike'l-ezeliyyeh. Ve en'im aleynâ bi muhabbetin lâ tezûlu, ve bi bereketin lâ tefnâ. Allâhumme'rzuqnâ'l-qanâate bimâ a'tayte, ve'c'al fî qulûbinâ nûran min muhabbetike yudî'u kulle erkâni hayâtinâ.
Ey Vedûd, ey yüce Arş'ın sahibi! Rızkının bereketlerini ezelî muhabbet denizinden fışkırt. Bize yok olmayan bir sevgi ve bitmeyen bir bereket ihsan eyle. Allah'ım, bize verdiklerine kanaat etmeyi nasip et ve kalplerimizde Senin muhabbetinden öyle bir nur yarat ki, hayatımızın tüm köşelerini aydınlatsın. Bu aşkla gelen bereket, her zerremizi kuşatsın ve bizi gerçek manevi doygunluğa ulaştırsın.