يَا وَاحِدُ، يَا أَحَدُ، ارْزُقْنِي يَقِينًا ثَابِتًا لَا يَتَزَعْزَعُ. وَاجْعَلْ هَذَا الْيَقِينَ نُورًا يُضِيءُ دَرْبِي وَيُقَوِّي عَزِيمَتِي عَلَى الْخَيْرِ. حَتَّى أَكُونَ عَلَى صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ بِثَبَاتٍ وَصِدْقٍ. وَزَيِّنْ قَلْبِي بِالْيَقِينِ التَّامِّ بِوَعْدِكَ وَلِقَائِكَ.
Yâ Vâhidü, Yâ Ehadü, urzuknî yakînen sâbiten lâ yetezelzel. Vec'al hâzel-yakîne nûran yüdîu derbî ve yügammî azîmetî alel-hayr. Hattâ ekûne alâ sırâtıkel-müstegîmi bisabâtin ve sıdkın. Ve zeyyin kalbî bil-yakînit-tâmmi biva'dike ve ligâik.
Ey Vahid, Ey Ehad, bana sarsılmaz, sabit bir yakîn ihsan et. Bu yakîni, yolumu aydınlatan ve hayır üzere azmimi güçlendiren bir nur kıl. Böylece Senin dosdoğru yolun üzerinde sebat ve doğrulukla olayım. Kalbimi, vaadine ve sana kavuşma hakikatine dair tam bir yakîn ile süsle. Bu sağlam inançla, zorluklar karşısında dahi güzel ahlakımdan taviz vermeden, ilahi hakikatlere bağlı kalarak yaşayayım.