Tövbe ve istiğfar, ilahi lütufların yeryüzüne akışına, bereketlerin ardı ardına gelmesine ve gönülden yükselen duaların kabulüne vesile olan yüce bir ibadettir.
Rivayet edilir ki, Müminlerin Emiri, adaletiyle meşhur Hazreti Ömer bin el-Hattab (Allah ondan razı olsun), kuraklığın hüküm sürdüğü bir zamanda, yağmur niyazında bulunmak üzere halkıyla birlikte dışarı çıktı. Fakat o, bildiğimiz şekliyle bir yağmur namazı kıldırmadı; sadece Rabbinin engin mağfiretine sığınarak, tüm cemaatle birlikte istiğfar etti ve ardından geri döndü.
Çok geçmeden, gökler gürledi ve yeryüzü, rahmet sağanaklarıyla suya kandı. Bu mucizevi hadise karşısında şaşkınlığa düşen insanlar, ona dönerek hayretle sordular:
“Ey Müminlerin Emiri, biz seni yağmur duası ederken görmedik ki?”
Hazreti Ömer, o derin hikmet dolu cevabıyla şöyle buyurdu:
“Ben, yağmuru, göklerin rahmet kapılarının açıldığı, mağfiret dileğiyle istedim.”
Ardından, sözlerinin tasdiki olarak yüce Kitabımızdan şu ayet-i kerimeyi okudu:
**فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ إِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا**
**“Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin; şüphesiz O çok bağışlayandır.”** (Nuh Sûresi, 10. Âyet)