Aklın ziyadesi, yani haddini aşan fazlalığı, kişiyi çoğu zaman deha ve mekra, yani ince hilekârlığa ve aldatıcılığa sürükler. Böylesi bir hâl ise hem zemmedilmiş, yani kınanmış, hem de sahibini levme, yani ayıplamaya müstahak kılan bir vasıftır.
Nitekim, müminlerin emiri Hazret-i Ömer İbnü’l-Hattâb (radıyallâhu anh), Ebû Mûsâ el-Eş’arî’ye Ziyâd’ı valilik görevinden azletmesini emrettiğinde, Ziyâd sordu: “Ey Müminlerin Emiri, bu azil bir kırgınlıktan mı, yoksa bir hıyanetten mi kaynaklanıyor?” Hazret-i Ömer cevaben buyurdu ki: “Hayır, bunların hiçbiri sebebiyle değil; lakin senin aklının fazlalığını insanların üzerine bir yük olarak bindirmekten endişe ettim.”
İşte Hazret-i Ömer’den nakledilen bu kıssa sebebiyle, kadim hikmet sahipleri şöyle buyurmuşlardır: “Aklın ifratı, hasede yol açarak zararlı olur.”
Bazı hikmet ehli zatlar ise şöyle buyurmuşlardır: “Aklından sana rüşd ve hidayet yolunu gösteren kadarı sana kâfidir.”
Bazı belagat sahipleri de şu veciz sözü dile getirmişlerdir: “Kifayet eden az, haddi aşıran çoktan hayırlıdır.”