Aşk, baştan sona bir ateştir; o ateşe düşen her şey yanar kül olur, ta ki kendinden bir iz kalmayıncaya dek.
— Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr
Bu söz, tasavvufta ilahi aşkın dönüştürücü gücünü ifade eder. Aşk, kişinin benliğini, dünyevi bağlarını ve nefsani arzularını yakıp yok eden bir ateştir. Bu yanış, fani varlıktan arınmayı ve mutlak varlığa yönelmeyi sağlar. Kendinden iz kalmamak, fenâ makamına ulaşmak, yani bireysel varlığın ilahi varlıkta erimesi ve Hak ile Baki olma halidir. Bu süreç, kalbi saf ve ilahi tecellilere açık hale getirir.