İlmî bir derse kulak verdiğinde, Allah’a olan imanın ve O’na dair yakînin arttığını hissedersin. Ardından bir cemaatle birlikte bir derse iştirak ettiğinde, onları farklı hâller üzere bulursun: Kimi notlar tutar, kimi Kur’an okur, kimi de o meclisin heybetinden derinden etkilenmiştir.
Sonra oradan ayrılıp Kur’an virdini tamamlamaya yöneldiğinde, “Allah katında nice dereceler vardır” hakikatini zihninde canlı tutarsın. İşte o vakit nefsin, azla iktifaya razı olmaz. Daima hayırlarda yarışanların safında olmayı dilersin; süratin yavaşlasa dahi. Mühim olan, kafileden geri kalmış veya yerinde hareketsiz duranlardan olmamaktır.
Zira salihleri görmek, sana ancak sebat, kuvvet ve Cenâb-ı Hakk’a –celle celâlühû– kurbiyet bahşeder. Öyleyse sebat et ve sabret ki, Allah’ın kendilerinden razı olduğu, onları da razı kıldığı ve cennetin en yüce derecelerine nail kıldığı kimselerden olasın.