إِلٰهِي، يَا مَنْ لَا تَحْجُبُكَ الظُّلُمَاتُ وَلَا تُغَيِّبُكَ الْأَسْتَارُ. اِكْشِفْ عَنْ بَصِيرَتِي حُجُبَ الْغَفْلَةِ وَالْأَنَانِيَّةِ، حَتَّى أَشْهَدَ وَجْهَكَ الْكَرِيمَ فِي كُلِّ مَوْجُودٍ. أَفْنِنِي عَنِّي بِكَ، وَأَبْقِنِي بِكَ، يَا بَاقِيَ الْبَوَاقِي. آمين.
İlâhî, yâ men lâ tahcubuke'z-zulümâtu ve lâ tuğayyibuke'l-estâr. Ekşif an basîratî hucube'l-ğafleti ve'l-enâniyyeti, hattâ eşhede vecheke'l-kerîme fî külli mevcûdin. Efninî annî bike, ve ebkınî bike, yâ bâkıye'l-bevâkî. Âmîn.
Ey karanlıkların kendisini örtemediği ve perdelerin gizleyemediği Rabbim! Basiretimden gaflet ve benlik perdelerini kaldır ki, Kerîm olan vechini her varlıkta müşahede edeyim. Beni benden alıp senle yok et (fenafillah), sonra da senle var et (bekabillah), ey varlığı daim olanların en daimi! Bu tecelli ile gerçek varlığı ancak sende bulayım ve sana layık bir kul olayım.