يَا دَائِمَ الْبَقَاءِ وَيَا سِرَّ الْفَنَاءِ، اجْعَلْ حُبَّ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَقَاءَنَا فِي فَنَاءِ أَنْفُسِنَا. وَأَذِقْنَا حَلَاوَةَ الْفَنَاءِ فِيهِ ثُمَّ الْبَقَاءِ بِكَ مِنْ خِلَالِهِ. وَاجْمَعْنَا بِهِ فِي أَعْلَى عِلِّيِّينَ مَعَ مَنْ أَحْبَبْتَ مِنَ الصَّالِحِينَ.
Yâ Dâime'l-bekâi ve yâ Sırra'l-fenâi. Ec'al hubbe seyyidinâ Muhammedin sallâllâhu aleyhi ve selleme bekâenâ fî fenâi enfusinâ. Ve eziknâ halâvete'l-fenâi fîhi summe'l-bekâi bike min hilâlih. Vecma'nâ bihî fî a'lâ illiyyîne me'a men ahbebte mine's-sâlihîn.
Ey bekâsı daim olan ve fena sırrının sahibi Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.) olan sevgisini, nefislerimizin fena bulmasında bizim bekâmız kıl. O'nda fena bulmanın, sonra da O'nun vasıtasıyla Sende beka bulmanın tatlılığını bize tattır. Bizi, sevdiğin salihlerle birlikte, en yüce cennetlerde O'nunla bir araya getir. Bu, O'nun aşkıyla ilahi bekâya ulaşma arzusudur.