إِلَهِي، امْلَأْ قَلْبِي بِمَحَبَّتِكَ الْخَالِصَةِ، حَتَّى لَا أُحِبَّ سِوَاكَ وَلَا أَرْغَبَ إِلَّا فِي قُرْبِكَ. وَاجْعَلْ كُلَّ حَرَكَاتِي وَسَكَنَاتِي دَلِيلًا عَلَى صِدْقِ مَحَبَّتِي لَكَ. هَبْ لِي إِخْلَاصًا يَنْبُعُ مِنْ عُمْقِ الْعِشْقِ الْإِلَهِيِّ، لِأَعْمَلَ لِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ دُونَ طَلَبِ جَزَاءٍ أَوْ شُكْرٍ.
İlâhî, imle' qalbî bi-mahabbetike'l-hâlisati, hattâ lâ uhibbe sivâke ve lâ erğabe illâ fî qurbike. Ve'c'al kulle harakâtî ve sekenâtî delîlen alâ sıdqı mahabbetî leke. Heb lî ihlâsan yenbu'u min umqi'l-ışqi'l-ilâhî, li-a'mele li-vecihike'l-kerîm dûne talebi cezâin ev şukrin.
İlâhî, kalbimi halis muhabbetinle doldur ki, Senden başkasını sevmeyeyim ve Senin yakınlığından başka bir şey arzu etmeyeyim. Her hareketimi ve sükûnumu Sana olan sevgimin doğruluğuna delil kıl. Bana, İlahi aşkın derinliklerinden fışkıran bir ihlas bahşet ki, Kerim Zatın için karşılık veya teşekkür beklemeksizin amel edeyim. Bu aşk, amellerimi en saf haliyle Sana ulaştırsın.