Hiçbir insan, gönlünü kuşatan hüzünlerden, ruhunu daraltan kederlerden azade değildir. Bu dertlerin kimi geçici olup çabucak zail olurken, kimi de uzun müddet kalıcı olabilir. Fakat bir mümin için, bu keder ve sıkıntıları bertaraf etmek, gönül darlığını ferahlatmak ve şerlerinden Allah’a sığınmak için edilecek dualar ve zikirler asla göz ardı edilmemelidir.
İbn Abbas -radıyallâhu anhümâ- rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sıkıntıya düştüğünde şöyle buyururdu:
“Allah’tan başka ilah yoktur; O, Azîm’dir (pek yücedir), Halîm’dir (pek şefkatli ve hilim sahibidir). Allah’tan başka ilah yoktur; O, Arş-ı Azîm’in (yüce Arş’ın) Rabbidir. Allah’tan başka ilah yoktur; O, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve Arş-ı Kerîm’in (kerem sahibi Arş’ın) Rabbidir.”
[Bu hadis Buhârî ve Müslim tarafından rivayet edilmiştir.]
İmam Nevevî bu hadis hakkında şöyle buyurmuştur: “Bu, pek şerefli bir hadistir. Sıkıntı anlarında ve büyük işler karşısında ona ihtimam gösterilmeli ve çokça okunmalıdır.”
İmam Taberî ise şöyle demiştir: “Selef-i Sâlihîn bu zikirle dua ederler ve ona ‘Keder Duası’ adını verirlerdi.” Şayet, “Bu bir zikirdir, içinde dua yoktur” denilirse, buna iki meşhur veçheden cevap verilir: Birincisi: Bu zikirle duaya başlanır, sonra kişi dilediği gibi dua eder. İkincisi: Süfyân b. Uyeyne’nin cevabıdır ki, o şöyle buyurmuştur: “Sen, Cenâb-ı Hakk’ın şu buyruğunu bilmez misin: ‘Kim ki zikrim kendisini bana dua etmekten alıkoyarsa, ben ona isteyenlere verdiğimden daha fazlasını veririm.’”