İhlasa Dayalı Amel ve Niyyetin Önemi

Eğer hakikatin perdesi aralansa, kendi nefsinde nice kınanacak hâllerin gizlendiğini, nice ayıpların saklandığını görürdün. Bu idrakle nefs, kınanmaktan daha ziyade bir huşûa erer, fânî olanı bırakıp apaçık bir şekilde Hakk’ın huzurunu ve ilahi hakikatleri talep ederdi.

İşte o an nefsin (benliğin) helâk olduğu, fena bulduğu andır. Biz de, bütün işlerin ve rızkın Rabb’in inayetiyle olduğuna kesin bir imanla, O’ndan ilahi lütfu ve himayeyi niyaz ederiz.

İlahi marifeti arayan kişi, kendi tedbirini ve dünya işlerindeki payını terk eder; böylece nefsinden büyük bir arınma ve içsel bir düzen hâsıl eder. Ve hayır sahibi Rabb’in ancak hayırla geleceğine, her şeyin O’ndan geldiğine ve O’na döneceğine tam bir yakîn ile inanır.

İşte o zaman, lütuflar sahibi ve gizli inceliklerle dolu Rahmân’ın rahmet bulutu tecelli eder. Ve bizler, içimizdeki korkuların, benliğin ve onun nasibinin çektiği sıkıntıların tesirinden kurtulur, her şeyin hayra dönüşmesini diler ve böylece kemale ereriz.