İnsan, bilinenin aksine, yalnızca “içtimaî bir hayvan” değildir. Bilakis, insanın hakiki insaniyeti arttıkça, ferdiyeti de o nispette derinleşir ve yalnızlığa olan meyli artar.
Sıradan, vasat insan ise, başkalarına duyduğu bir sevgiden ziyade, kendi benliğine yetemediği için toplumsal bir varlık olma eğilimindedir. Bu durum, aslında içsel bir boşluktan, hayatın tekdüzeliğinden ve kendi özel dünyasının ağırlığından bir kaçıştır.
Yüzeyde yaşayan insan, yalnız kalmaktan hoşlanmaz. Bunun aksine, hakikat ehli ruhaniyet sahibi, dünyadan el etek çekmiş, zahit bir mümin, ömrünün tamamını inzivada geçirebilir.