← İslam Alimleri

İmam Nesai

H. 215 / M. 829 – Nasa (Horasan/Türkmenistan) — H. 303 / M. 915 – Remle veya Mekke

Şafii / Hadis imamı

“Hadisi zayıftan rivayet etmek, sağlamdan daha büyük günahtır; zira yalana ortak olursun.”

İmam Nesâî, Kütüb-i Sitte diye anılan altı temel hadis kitabından birinin müellifi olan büyük muhaddistir. Tam adı Ebû Abdirrahmân Ahmed b. Şuayb en-Nesâî olup 215 (830) yılında Horasan’ın Nesâ şehrinde doğdu. İlk tahsilini memleketinde gördükten sonra, henüz on beş yaşındayken hadis öğrenimi için yola çıktı ve devrin meşhur muhaddisi Kuteybe b. Saîd‘in yanında bir yılı aşkın süre kalarak ondan çok sayıda hadis yazdı. Bu erken ve kararlı başlangıç, ömrünü hadise adayacağının ilk işaretiydi. Yaşadığı üçüncü hicret asrı, hadislerin büyük külliyatlar hâlinde tasnif edildiği altın çağdı; Nesâî, bu çağın en genç ve en titiz halkalarından biri oldu.

İlim Yolculuğu

Nesâî, hadis tahsili için Horasan’dan Irak’a, Hicaz’dan Şam ve Mısır’a uzanan uzun ilim yolculukları (rihle) yaptı. İshak b. Râhûye ve Ebû Dâvûd es-Sicistânî başta olmak üzere pek çok büyük imamdan istifade etti. Nihayet Mısır’a yerleşti; burada ders verdi, eserlerini kaleme aldı ve kısa zamanda ülkenin en önde gelen hadis otoritesi kabul edildi. Fıkıhta da derinleşmişti; kaynaklar onu ibadete düşkün, geceleri ihya eden, gün aşırı oruç tutan, heybetli ve vakur bir âlim olarak tasvir eder. Kendisinden Taberânî ve İbnü’s-Sünnî gibi muhaddisler rivayette bulundu; Sünen’inin günümüze ulaşan metni de büyük ölçüde talebesi İbnü’s-Sünnî’nin rivayetine dayanır.

Eserleri ve Hadis İlmine Katkısı

Nesâî önce, topladığı rivayetleri geniş biçimde bir araya getirdiği es-Sünenü’l-Kübrâ‘yı telif etti. Ardından bu eserden, yalnızca güvenilir bulduğu rivayetleri süzerek el-Müctebâ (es-Sünenü’s-Suğrâ) adlı eserini meydana getirdi; Kütüb-i Sitte’ye giren de bu seçme eserdir. Rivayete göre kendisine büyük eserdeki hadislerin tamamının sahih olup olmadığı sorulmuş; bunun üzerine rivayetleri bir kez daha süzerek el-Müctebâ’yı meydana getirmiştir. Nesâî’nin râvileri değerlendirmedeki ölçüleri o kadar titizdir ki birçok âlim onun şartlarını Buhârî ve Müslim’in şartlarına en yakın, râvi tenkidinde ise onlardan bile sıkı bulmuştur. Zayıf râvileri tanıttığı ed-Duafâ ve’l-Metrûkîn ile Hz. Ali’nin faziletlerine dair rivayetleri derlediği Hasâisu Alî de önemli eserlerindendir. Günlük dua ve zikirlere dair rivayetleri topladığı Amelü’l-yevm ve’l-leyle ise alanının en zengin derlemelerinden biri kabul edilir. Sünen’inde bir hadisin farklı rivayet yollarını sabırla sıralaması ve isnadlardaki ince kusurlara işaret etmesi, eseri hadis ilel ilmi bakımından da kıymetli kılar.

Vefatı ve Mirası

Ömrünün sonuna doğru Mısır’dan Şam’a giden Nesâî, burada Hz. Ali’ye karşı olumsuz duygular besleyen bir kesimle karşılaşınca onlara Hasâis’ini okutmak istedi; bu yüzden ağır hakarete ve fiilî saldırıya uğradı. Bu olayın ardından düştüğü hastalıktan kurtulamayarak 303 (915) yılında vefat etti; kaynakların bir kısmı Filistin’deki Remle’de vefat ettiğini, bir kısmı ise Mekke’ye ulaştırılıp orada vefat ederek Safâ ile Merve arasına defnedildiğini kaydeder. Geride bıraktığı Sünen, on bir asırdır medreselerde okunmakta, üzerine şerhler yazılmakta ve Hz. Peygamber’in sünnetine açılan en güvenilir kapılardan biri sayılmaktadır.