Dua Kategorisi: Genel Dualar

  • Mâ Rabbeyteni İllâ Alen-Ni’am – Şükran Münacâtı

    مَا رَبَّيْتَنِي إِلَّا عَلَى النِّعَمِ
    وَمَا عَوَّدْتَنِي إِلَّا عَلَى إِحْسَانِكَ
    آمَنْتَ رَوْعَاتِي، وَدَبَّرْتَ حَيَاتِي،
    وَأَرْسَلْتَ لِي خَيْرًا عَزِيزًا،
    لَسْتُ أَهْلًا لَهُ وَلَكِنَّكَ أَهْلُهُ ..
    آنَسْتَ وَحْشَتِي، وَفَرَّجْتَ كُرْبَتِي،
    وَآوَيْتَنِي، وَأَسْقَيْتَنِي، وَأَطْعَمْتَنِي
    مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلَا قُوَّةٍ!
    لَكَ الْحَمْدُ حَتَّى تَرْضَى
    Mâ Rabbeytenî İllâ Alen-Ni’am,
    Ve Mâ Avvedtenî İllâ Alâ İhsânik.
    Âmente Rav’âtî, Ve Debberte Hayâtî,
    Ve Erselte Lî Hayran Azîzâ,
    Lestu Ehlen Lehû Ve Lâkinneke Ehluhû..
    Âneste Vahşetî, Ve Ferracte Kurbetî,
    Ve Âveytenî, Ve Eskaytenî, Ve Et’amtenî
    Min Ğayri Havlin Minnî Ve Lâ Kuvveh!
    Lekel-Hamdu Hattâ Terzâ.
    Beni ancak nimetlerinle besleyip büyüttün,
    Ve beni hep ihsanına alıştırdın.
    Korkularımı emniyete çevirdin, hayatımı tedbir ettin,
    Bana pek kıymetli bir hayır lütfettin;
    Ben ona ehil değilim, lakin Sen ona ehilsin.
    Yalnızlığımı giderdin, kederimi feraha erdirdin,
    Bana sığınak verdin, beni suya kandırdın ve beni doyurdun,
    Benden hiçbir güç ve kuvvet gelmeksizin!
    Hamd Sanadır, Sen razı oluncaya dek.
    Kaynak: Şükran münacâtı
  • Cuma Günü Duası – Hayatın Tatlısını, Rızkın Genişliğini İste

    اللَّهُمَّ فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ أَرْزُقْنَا حُلْوَ الْحَيَاةِ وَخَيْرَ الْعَطَاءِ وَسَعَةَ الرِّزْقِ وَرَاحَةَ الْبَالِ وَلِبَاسَ الْعَافِيَةِ وَحُسْنَ الْخَاتِمَةِ، وَاجْعَلْنَا مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ وَجَمِيعِ مَنْ سَبَقُونَا إِلَيْكَ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
    اللَّهُمَّ اجْعَلْ لَنَا مِنْ كُلِّ هَمٍّ فَرَجًا، وَمِنْ كُلِّ ضِيقٍ مَخْرَجًا، وَمِنْ كُلِّ بَلَاءٍ عَافِيَةً، اللَّهُمَّ ارْزُقْنَا حُسْنَ التَّوَكُّلِ عَلَيْكَ، وَوَفِّقْنَا لِمَا تُحِبُّ وَتَرْضَى، وَارْزُقْنَا مِنْ فَضْلِكَ رَحْمَةً وَعَافِيَةً لَا تَنْقَطِعُ.
    Allâhumme fî yawmi’l-cum’ati erzuknâ hulwe’l-hayâti ve hayra’l-‘atâi ve sa’ate’r-rizki ve râhate’l-bâli ve libâse’l-‘âfiyeti ve husne’l-hâtimeti, ve’c’alnâ min ehli’l-cenneti ve cemî’i men sebakûnâ ileyke bi-rahmetike yâ Erhame’r-Râhimîn. Allâhumme’c’al lenâ min kulli hemmin feracen, ve min kulli dîkın mahrecen, ve min kulli belâin ‘âfiyeten, Allâhumme’rzuknâ husne’t-tevekkuli ‘aleyke, ve veffiknâ limâ tuhıbbu ve terdâ, ve’rzuknâ min fadlike rahmeten ve ‘âfiyeten lâ tenkatı’u.
    Ey Allah’ım! Cuma gününde bize hayatın tatlılığını, ihsanın en hayırlısını, rızıkta genişliği, gönül rahatlığını, âfiyet libasını ve hüsn-ü hâtimeyi nasip eyle. Rahmetinle bizi ve bizden evvel sana göçen tüm müminleri cennet ehli kıl, ey Merhametlilerin En Merhametlisi!
    Ey Allah’ım! Bize her kederden bir ferahlık, her darlıktan bir çıkış yolu ve her beladan âfiyet ihsan eyle. Ey Allah’ım! Sana hakkıyla tevekkül etmeyi bize nasip eyle; sevdiğin ve razı olduğun işlere bizi muvaffak kıl. Fazl-u kereminden bize kesintisiz rahmet ve âfiyet lütfeyle.
    Kaynak: Cuma günü duası (müstecab vakitte)
  • Sübhâneke Ente’s-Sâhib – Sen Ne Güzel Yol Arkadaşısın

    سُبْحَانَكَ أَنْتَ الصَّاحِبُ
    أَنْتَ أَنِيسٌ مَنْ لَا أَنِيسَ لَهُ، وَلَوْلَا صُحْبَتُكَ وَمَعِيَّتُكَ ضِعْنَا؛
    كَاشِفُ الْهَمِّ وَالْبَلْوَى، وَإِلَيْكَ تُرْفَعُ الشَّكْوَى؛
    إِنْ كُنْتَ مَعَنَا فَمَنْ عَلَيْنَا؟ وَإِنْ كُنْتَ عَلَيْنَا فَمَنْ مَعَنَا؟
    نِعْمَ الْمُجِيبُ وَنِعْمَ السَّمِيعُ حَتَّى الصَّغَائِرِ الَّتِي يَحْتَقِرُهَا النَّاسُ تَعْلَمُهَا وَتُجِيبُنَا فِيهَا.
    وَلَوْلَاكَ مَا ذُقْنَا شَرْبَةَ مَاءٍ، وَلَوْلَاكَ مَا أَكَفَنَا مَا أَطْعَمْنَا.
    صَاحِبٌ فِي سَفَرٍ، صَاحِبٌ فِي بَقَاءٍ، صَاحِبٌ فِي الدُّنْيَا كُلِّهَا،
    وَكُلُّ مَكَانٍ نَذْهَبُ إِلَيْهِ أَوْ نَبْقَى فِيهِ مَهْمَا كَانَ حَوْلَنَا مِنْ نَاسٍ فِي كُلِّ مَكَانٍ،
    يَظَلُّ هُنَاكَ رُكْنٌ آمِنٌ هَادِئٌ مَلِيءٌ بِالأُنْسِ وَهُوَ صُحْبَتُكَ.
    يَا رَبِّ، نَلْجَأُ إِلَيْكَ وَنَلُوذُ بِكَ وَنَأْنَسُ بِكَ؛ نِعْمَ الْبَرُّ رَبُّنَا!
    Sübhâneke Ente’s-Sâhibu
    Ente Enîsun men lâ enîse lehu, ve levlâ suhbetuke ve me’iyyetuke dı’nâ;
    Kâşifu’l-hemmi ve’l-belvâ, ve ileyke turfe’u’ş-şekvâ;
    İn künte me’anâ fe men ‘aleynâ? Ve in künte ‘aleynâ fe men me’anâ?
    Ni’me’l-Mücîbu ve ni’me’s-Semî’u hattâ’s-sağâ’iri’lletî yahtekıruhâ’n-nâsu ta’lemühâ ve tücîbunâ fîhâ.
    Ve levlâke mâ zuqnâ şerbete mâ’in, ve levlâke mâ ekefnâ mâ at’amnâ.
    Sâhibun fî seferin, sâhibun fî bekâ’in, sâhibun fi’d-dünyâ küllihâ,
    Ve küllü mekânin nezhebu ileyhi ev neqâ fîhi mehmâ kâne havlenâ min nâsin fî külli mekânin,
    Yezallu hunâke ruknun âminun hâdi’un melî’un bi’l-ünsi ve huve suhbetuke.
    Yâ Rabbi, nelce’u ileyke ve nelûzu bike ve ne’nesu bike; ni’me’l-Berru Rabbunâ!
    Noksan sıfatlardan münezzehsin Sen, ey Yâr!
    Sen, kimsesi olmayanın yegâne enîsi, tek teselli kaynağısın. Senin dostluğun ve maiyyetin olmasaydı, şüphesiz ki yolumuzu şaşırır, kaybolurduk.
    Gam ve belayı gideren, sıkıntıları açan Sensin. Tüm şikâyetler ancak Sana yükseltilir, Sana arz olunur.
    Şayet Sen bizimle olursan, kim bize karşı gelebilir? Ve eğer Sen bize karşı olursan, kim bizimle olabilir ki?
    Ne güzel icabet edensin, ne güzel işitensin Sen! İnsanların ehemmiyet vermediği, küçümsediği en küçük şeyleri dahi bilir ve onlarda dahi dualarımıza icabet edersin.
    Sen olmasaydın, bir yudum su dahi tatmazdık; Sen olmasaydın, ne doyabilirdik ne de rızkımıza kavuşabilirdik.
    Sen, seferde de hâzır olan dostsun, ikamette de yoldaşsın, tüm dünya hayatımızda yegâne Sâhib’sin.
    Gittiğimiz her mekânda, yahut ikamet ettiğimiz her yerde, etrafımızda ne kadar insan bulunursa bulunsun,
    orada daima emniyetli, huzurlu, ünsiyetle dolu bir kökşe bâki kalır ki, o da Senin dostluğundur.
    Ey Rabbim! Ancak Sana sığınır, Sana iltica eder ve Seninle ünsiyet buluruz. Ne yüce bir lütufkârdır Rabbimiz!
    Kaynak: Münacât duası
  • Ya Rabb – Güzel Nasip Duası

    يَا رَبِّ النَّصِيبَ الْحُلْوَ مِنَ الصِّحَّةِ، مِنَ الرَّاحَةِ، مِنَ الرِّزْقِ، مِنَ الأَشْخَاصِ، مِنَ الْفُرَصِ، وَمِنَ الأَمَاكِنِ
    يَا رَبِّ النَّصِيبَ الْحُلْوَ مِنَ الْكَلَامِ، مِنَ الأَقْدَارِ، مِنَ اللَّحَظَاتِ، وَمِنَ الْحَيَاةِ
    يَا رَبِّ لَا تَأْمُرُ بِشَيْءٍ إِلَّا وَهُوَ خَيْرٌ لَنَا، وَلَا نَخْتَارُ إِلَّا وَتَكُونُ عَاقِبَتُهُ طُمَأْنِينَةً وَسَعَادَةً
    Yâ Rabbî, en-Nasîbe’l-hulve mine’s-sıhha, mine’r-râha, mine’r-rizk, mine’l-eşhâs, mine’l-furas, ve mine’l-emâkin.
    Yâ Rabbî, en-Nasîbe’l-hulve mine’l-kelâm, mine’l-akdâr, mine’l-lahazât, ve mine’l-hayâh.
    Yâ Rabbî, lâ ta’muru bi-şey’in illâ ve huve hayrun lenâ, ve lâ nahtâru illâ ve tekûnu âkıbetuhu tuma’nîneten ve sa’âdeten.
    Ey Rabbim, bize lütfeyle o güzel nasibi; sağlıkta, huzurda, rızıkta, insanlarla münasebetlerde, fırsatlarda ve mekânlarda.
    Keza sözde, kaderde, yaşanan her lahzada ve hayatın her veçhesinde de.
    Ey Rabbim, emrettiğin her şey bizim için hayır olsun. Ve bizim tercihlerimizin akıbeti ancak iç huzur ve saadetle nihayet bulsun.
    Kaynak: Münacât duası
  • Sevdiğin İsminle Sana Dua Ediyorum – Kapılar Kapandığında

    أَدْعُوكَ بِاسْمِكَ الَّذِي تُحِبُّ، لِأَقُولَ لَكَ:
    لَا وَلَكَ سُبْحَانَكَ، بِأَنَّنِي أَحْتَاجُ مَعُونَتَكَ، وَقُدْرَتَكَ لِأُكْمِلَ، وَفَضْلَكَ لِتَهَبَنِي عَطَايَاكَ.
    قَدْ سُدَّتِ الأَبْوَابُ وَجِئْتُ أَرْجُو بَابَكَ، وَانْغَلَقَتِ الْمَفَاتِيحُ وَجِئْتُ أَجْهَدُ فَتْحَهَا، وَتَعَقَّدَتِ الأُمُورُ وَجِئْتُ أَسْأَلُكَ فَرَجَهَا وَحُسْنَ تَدْبِيرِكَ.
    أَعْجَزَتْنِي الْجِبَالُ وَلَا يَعْجِزُكَ شَيْءٌ فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ، فَأَسْأَلُكَ خَيْرَاتِكَ وَمَشِيئَتَكَ.
    وَأَرْجُو أَنْ تُرَافِقَنِي فِي الطَّرِيقِ.
    لَا أَمْلِكُ الآنَ غَيْرَ التَّوَجُّهِ إِلَيْكَ، وَلَا أَفْتَقِرُ لِغَيْرِ رَحْمَتِكَ.
    بِحَمْدِكَ، بِأَنَّكَ تَنْظُرُ لِي نَظْرَةً تَرْضَانِي، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ.
    آتِيكَ فَقِيرًا أَغْنِنِي بِكَ، وَأَنْتَ غَنِيٌّ عَنِّي، لَا تُبْعِدَنِي عَنْ بَابِكَ.
    إِذَنْ لِصَوْتِي أَنْ يَبْلُغَ سَمَاءَ الْمُنْقَطِعِينَ إِلَيْكَ، وَلَا تُبْعِدَنِي.
    Ed’ûke bismike’l-lezî tuhıbbu, li’ekûle leke:
    Lâ ve leke subhâneke, bi’ennenî ahtâcu me’ûneteke, ve kudreteke li’ukmile, ve fadleke li’tehebenî atâyâke.
    Kad suddeti’l-ebvâbu ve ci’tu ercû bâbeke, v’engalakati’l-mefâtîhu ve ci’tu echedu fethahâ, ve te’akkadeti’l-umûru ve ci’tu es’eluke feracehâ ve husne tedbîrike.
    A’cezetni’l-cibâlu ve lâ ya’cizuke şey’un fi’s-semâvâti ve’l-ard, fe’es’eluke hayrâtike ve meşî’eteke.
    Ve ercû en turâfikanî fi’t-tarîk.
    Lâ emliku’l-âne gayra’t-teveccuhi ileyke, ve lâ eftakiru li gayri rahmetike.
    Bihamdike, bi’enneke tanzuru lî nazraten tardânî, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.
    Âtîke fakîran ağninî bike, ve ente ğaniyyun annî, lâ tub’idenî an bâbike.
    İzen li savtî en yebluğa semâ’e’l-munkatı’îne ileyke, ve lâ tub’idenî.
    Sana, sevdiğin isminle niyaz ediyorum ki, sana arz edeyim:
    Sübhansın Sen, ey Rabbim! Zira ben senin yardımına muhtacım; işlerimi tamamlamak için kudretine, lütuflarını bana bahşetmen için de fazlına ihtiyacım var.
    Tüm kapılar yüzüme kapandı da ben senin kapına geldim, ümidim sensin. Anahtarlar işlevsiz kaldı da ben onları açmaya gayret ettim. İşler düğümlendi de ben senden onların ferahlığını ve güzel tedbirini niyaz ettim.
    Dağlar bile beni aciz bıraktı; oysa göklerde ve yerde hiçbir şey seni aciz bırakamaz. Öyleyse senden hayırlarını ve iradeni istiyorum.
    Ve yolda bana yoldaş olmanı niyaz ediyorum.
    Şu an sana yönelmekten başka hiçbir şeye malik değilim; senin rahmetinden başka da hiçbir şeye muhtaç değilim.
    Sana hamd olsun ki, bana razı olacağın bir nazarla bakarsın. Zira güç ve kuvvet ancak Allah’tandır.
    Sana fakir bir kul olarak geldim; beni kendi lütfunla zengin kıl. Sen benden müstağnisin, ne olur beni kapından uzaklaştırma.
    Öyleyse sesimin, sana yönelip her şeyden kesilenlerin semasına ulaşmasına izin ver ve beni kapından uzaklaştırma.
    Kaynak: Münacât (Kapılar kapandığında Allah’a sığınma)
  • Hayatında Başarısız Hissedenlerin Duası – İstiğfar ile Kapıları Açma

    اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَغْفِرُكَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ يَعْقُبُ الْحَسْرَةَ وَيُورِثُ النَّدَامَةَ وَيَرُدُّ الدُّعَاءَ وَيَحْبِسُ الرِّزْقَ،
    يَا رَبِّ إِنْ كَانَ هُنَاكَ ذَنْبٌ يَحُولُ بَيْنِي وَبَيْنَ تَيْسِيرِ أُمُورِي فَاغْفِرْهُ لِي
    Allâhumme innî estağfiruke min kulli zenbin ya’kubu el-hasrate ve yûrisu en-nedâmete ve yeruddu ed-du’âe ve yahbisu er-rizka, Yâ Rabbi in kâne hunâke zenbun yehûlu beynî ve beyne teysîri umûrî fağfirhu lî
    Allah’ım! Ben Sana, her bir günahtan istiğfar ederim; o günah ki, ardında derin bir hasret bırakır, yüreğe pişmanlık tohumları eker, yakarışları geri çevirir ve rızkın akışını durdurur. Yâ Rabbi! Şayet benimle işlerimin kolaylaşması arasına bir perde çeken bir günah mevcutsa, onu bana mağfiret eyle.
    Kaynak: İstiğfar duaları (Hayatında başarı hissetmeyenler için)
  • İhdinâ’s-Sırâtal-Müstakîm – Doğru Yola İletme Duası Üzerine Tefekkür

    اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ، صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ
    فَاهْدِنَا الصِّرَاطَ، وَارْزُقْنَا الْبَصِيرَةَ، وَاكْتُبْ لَنَا الْخَيْرَ حَيْثُ نُرِيدُهُ
    أَعُوذُ بِاللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ الَّذِينَ زَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ،
    وَأَعُوذُ بِاللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ الَّذِينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا
    İhdinâ’s-Sırâta’l-Müstakîm, Sırâta’l-lezîne en’amte aleyhim ğayri’l-mağdûbi aleyhim ve le’d-dâllîn. Fehdinâ’s-Sırâta, verzuknâ’l-basîrate, vektüb lenâ’l-hayra hayşu nurîduhû. E’ûzü billâhi en ekûne mine’l-lezîne zeyyene lehumu’ş-şeytânu a’mâlehum fesaddehum ani’s-sebîli, ve e’ûzü billâhi en ekûne mine’l-lezîne dalle sa’yuhum fi’l-hayâti’d-dünyâ ve yahsebûne ennehum yuhsinûne sun’â.
    Bizi doğru yola ilet, o dosdoğru yola ki, kendilerine nimetler ihsan ettiğin kullarının yoludur; gazabına uğramışların ve dalalete düşmüşlerin yolu değil.
    Öyleyse bizleri o Sırât-ı Müstakîm’e hidayet eyle, bizlere hakikati idrak eden bir basiret ihsan buyur ve dilediğimiz her yerde hayrı bizler için takdir eyle.
    Şeytanın amellerini kendilerine süslü gösterip de onları hak yoldan alıkoyduğu kimselerden olmaktan Allah’a sığınırım. Ve yine Allah’a sığınırım ki, dünya hayatında bütün gayretleri boşa çıkmış, oysa kendilerinin en güzel işleri yaptıklarını zannedenlerden olmayayım.
    Kaynak: Kur’an-ı Kerîm, Fatiha Suresi 6-7; Kehf Suresi 103-104
  • Arzular Duası – Sevdiklerimi Tam Olarak Nasip Et

    أَدْعُوكَ يَا رَبِّ أَنْ تَرْزُقَنِي مَا أُحِبُّ تَمَامًا كَمَا تَمَنَّيْتُهُ وَأَنْ تَأْتِيَنِي الْمَسَرَّاتُ مِنْ حَيْثُ لَا أَحْتَسِبُ،
    أَدْعُوكَ أَنْ تُجِيبَ كُلَّ دَعْوَتِي إِلَى دَرَجَةٍ تُعْجِبُنِي وَأَنْ تَفْتَحَ لِي أَبْوَابَ الْخَيْرَاتِ جَمِيعَهَا،
    وَأَنْ تُطَمْئِنَنِي كَثِيرًا حَتَّى لَا أَخْشَى أَيَّ شَيْءٍ،
    أَدْعُوكَ أَنْ تُفَاجِئَنِي بِمَا أَهْوَى كَمَا تَرْضَاهُ لِي وَأَنْ تَمْلَأَ فُؤَادِي بِالْفَرَحِ الَّذِي لَا يُعَكِّرُ صَفْوَهُ أَيُّ شَيْءٍ
    Ed’ûke yâ Rabbî en terzukanî mâ uhıbbü temâmen kemâ temenneytühû ve en te’tiyenî el-meserrâtü min hayşü lâ ahtesibü, ed’ûke en tücîbe külle da’vetî ilâ deracetin tu’cibunî ve en tefteha lî ebvâbe’l-hayrâti cemî’ahâ, ve en tutam’inenî kesîran hattâ lâ ahşâ eyye şey’in, ed’ûke en tüfâcie’nî bimâ ehvâ kemâ terdâhu lî ve en temle’e fü’âdî bi’l-ferahı ellezî lâ yu’akkiru safvehû eyyü şey’in.
    Ey Rabbim, sana niyaz ederim ki, sevdiğim şeyleri tam da arzu ettiğim ve dilediğim gibi bana nasip eyleyesin; ve meserretler (sevinçler) bana hiç ummadığım, hesap etmediğim cihetlerden lütfeylesin.
    Sana niyaz ederim ki, her duamı beni ziyadesiyle hoşnut edecek bir mertebeye değin kabul buyurasın ve bana bütün hayır kapılarını ardına kadar açasın.
    Ve beni öyle derin bir sükûnetle mutmain kılasın ki, hiçbir şeyden endişe etmeyeyim, hiçbir korku duymayayım.
    Sana niyaz ederim ki, gönlümün arzu ettiği şeylerle beni lütfunla hayran bırakasın, benim için razı olduğun ve hoşnut kaldığın veçhile; ve füadımı (gönlümü) öyle bir ferahlıkla doldurasın ki, hiçbir şeyin safiyetini bozamadığı, bulanıklaştıramadığı bir sevinç olsun bu.
    Kaynak: Münacât duası
  • Takva ile Güzelleşme Duası – Ya Rabb İc’alnî Râdıyeten

    يَا رَبِّ اجْعَلْنِي رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً، مُؤْمِنَةً تَقِيَّةً، عَفِيفَةً حَبِيبَةً،
    جَمِّلْنِي بِالتَّقْوَى، وَلَا تَجْعَلْنِي أَحِيدُ عَنْ طَرِيقِكَ.
    يَا رَبِّ طَيِّبْ عُمْرِي بِمَكَارِمِ الأَخْلَاقِ فِي الْقَوْلِ وَالْعَمَلِ دَائِمًا وَأَبَدًا مَا بَقِيتُ.
    يَا رَبِّ لَا تَكْتُبْ عَلَيَّ الشَّقَاءَ يَوْمَ الْعَرْضِ عَلَيْكَ، وَاجْعَلِ الْجَنَّةَ دَارِي وَمُسْتَقَرِّي وَسَلْوَايَ،
    وَاجْعَلْ رِضَاكَ عَنِّي أَوَّلَ أَمَلِي وَمُنْتَهَاهُ وَغَايَةَ مَطْمَعِي.
    Yâ Rabbî ic’alnî râdıyeten mardıyyeten, mü’mineten takıyyeten, afîfeten habîbeten,
    Cemmilnî bittakvâ, ve lâ tec’alnî ehîdu an tarîkıke.
    Yâ Rabbî tayyib umrî bimekârimi’l-ahlâkı fi’l-kavli ve’l-ameli dâimen ve ebeden mâ bakîtu.
    Yâ Rabbî lâ tektub aleyye’ş-şekâe yevme’l-ardı aleyke, vec’ali’l-cennete dârî ve müstekarrî ve selvâye,
    Vec’al rıdâke annî evvele emelî ve müntehâhu ve gâyete matmaî.
    Ey Rabbim!
    Beni, (kaderine) rıza gösteren ve (Senin katında) rızana ermiş, imanı kâmil, takva sahibi, iffetli ve sevilen bir kul eyle.
    Beni takva ile tezyin eyle, ve beni asla yolundan ayırma, saptırma.
    Ey Rabbim! Ömrümü, yaşadığım müddetçe, sözde ve fiilde daima ve ebediyen mekârim-i ahlâk ile (ahlakın yüce güzellikleriyle) güzelleştir ve bereketlendir.
    Ey Rabbim! Huzuruna arz olunduğum (çıkarıldığım) gün üzerime şakaveti (ebedi mutsuzluğu) yazma. Cenneti bana yurt, ebedi bir durak ve gönlümün yegâne tesellisi eyle.
    Ve benden razı olmanı, tüm ümitlerimin başlangıcı, nihayeti ve bütün arzularımın en yüce gayesi eyle.
    Kaynak: Münacât (– ms_draw5)
  • Et-Tahsînü’l-Yevmî – Günlük Koruma Duaları Koleksiyonu

    اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ كُلُّهُ وَلَكَ الْمُلْكُ كُلُّهُ وَبِيَدِكَ الْخَيْرُ كُلُّهُ وَإِلَيْكَ يَرْجِعُ الأَمْرُ كُلُّهُ عَلَانِيَتُهُ وَسِرُّهُ، فَاغْفِرْ لِي مَا مَضَى مِنْ ذَنْبِي إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، وَاعْصِمْنِي فِيمَا بَقِيَ مِنْ عُمْرِي وَارْزُقْنِي أَعْمَالًا زَاكِيَةً تَرْضَى بِهَا عَلَيَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
    اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ سَاعَةِ السُّوءِ وَيَوْمِ السُّوءِ وَلَيْلَةِ السُّوءِ وَصَدِيقِ السُّوءِ وَجَارِ السُّوءِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ إِبْلِيسَ وَذُرِّيَّتِهِ وَشَيَاطِينِهِ، وَمِنْ شَرِّ الْحَدِيدِ وَالْحَرِيقِ وَالطَّرِيقِ وَسَاعَةِ الْغَفْلَةِ، اللَّهُمَّ اصْرِفْ عَنَّا كُلَّ بَلَاءٍ ظَاهِرًا وَبَاطِنًا
    اللَّهُمَّ عَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَأَنْتَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، اللَّهُمَّ حَصَّنْتُ نَفْسِي وَأَهْلِي وَأَحِبَّتِي بِالْحَيِّ الْقَيُّومِ الَّذِي لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ، وَدَفَعْتُ عَنَّا كُلَّ سُوءٍ وَشَرٍّ، اللَّهُمَّ اكْفِنَا شَرَّ مَا نَخَافُ وَمَا نَحْذَرُ، وَأَعِذْنَا مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَنْ يَحْضُرُونَ
    اللَّهُمَّ اجْعَلْنَا فِي حِرْزِكَ وَأَمَانِكَ وَجِوَارِكَ، وَاكْفِنَا شَرَّ الْحَاسِدِينَ وَالظَّالِمِينَ، وَاحْفَظْنَا بِحِفْظِكَ الَّذِي لَا يُرَامُ، وَأَلْبِسْنَا ثَوْبَ الْعَافِيَةِ وَالطُّمَأْنِينَةِ
    اللَّهُمَّ اجْبُرْ خَاطِرِي، وَيَسِّرْ أَمْرِي، وَاغْفِرْ ذَنْبِي، وَلَا تَكْسِرْ لِي قَلْبًا، وَلَا تُصَعِّبْ عَلَيَّ أَمْرًا، وَاحْفَظْ عَائِلَتِي وَأَحِبَّتِي وَمَنْ أَرَادَ لِي الْخَيْرَ، بِرِعَايَتِكَ وَعَفْوِكَ يَا رَحِيمُ
    Allâhumme lekel-hamdu kulluhû ve lekel-mulku kulluhû ve bi-yedikel-hayru kulluhû ve ileyke yerciul-emru kulluhû alâniyetuhû ve sirruhû, fağfir lî mâ madâ min zenbî inneke alâ kulli şey’in Kadîr. Va’sımnî fîmâ baqiye min umrî verzuqnî a’mâlen zâkiyeten terdâ bihâ aleyye inneke entet-Tevvâbur-Rahîm.
    Allâhumme innî e’ûzü bike min sâ’atis-sû’i ve yevmis-sû’i ve leyletis-sû’i ve sadîqis-sû’i ve câris-sû’i, ve e’ûzü bike min İblîse ve zürriyyetihî ve şeyâtînihî, ve min şerril-hadîdi vel-harîqi vet-tarîqi ve sâ’atil-ğafleti, Allâhummesrif annâ kulle belâin zâhiren ve bâtınen.
    Allâhumme aleyke tevekkeltu ve ente Rabbul-Arşil-Azîm. Allâhumme hassantu nefsî ve ehlî ve ahibbetî bil-Hayyil-Qayyûmillezî lâ te’huzuhû sinetun ve lâ nevm. Ve defa’tu annâ kulle sû’in ve şerrin, Allâhummekfinâ şerra mâ nekhâfu ve mâ nahzeru, ve e’iznâ min hemezâtiş-şeyâtîni ve en yahdurûn.
    Allâhummec’alnâ fî hırzike ve emânike ve civârike, vekfinâ şerral-hâsidîne vez-zâlimîne, vahfaznâ bi-hıfzıkellezî lâ yurâmu, ve elbisnâ sevbel-âfiyeti vet-tum’enîneh.
    Allâhummecbur hâtırî, ve yessir emrî, vağfir zenbî, ve lâ teksir lî qalben, ve lâ tusahhib aleyye emran, vahfaz âiletî ve ahibbetî ve men erâde liyel-hayra, bi-ri’âyetike ve afvike yâ Rahîm.
    Ey Rabbim! Hamdın bütünü Sanadır, mülkün tamamı Senin hükmündedir. Bütün hayırlar Senin kudret elindedir ve her iş, açığıyla gizlisiyle Sana döner. Öyleyse geçmiş günahlarımı bağışla; şüphesiz Sen her şeye Kâdir’sin. Ömrümden kalan kısmında beni (günahlardan) koru ve rızana uygun, tertemiz ameller nasip eyle. Muhakkak ki Sen, tevbeleri çokça kabul eden, sonsuz merhamet sahibi Tevvâb ve Rahîm’sin.

    Ey Allah’ım! Kötü saatten, kötü günden, kötü geceden, kötü arkadaştan ve kötü komşudan Sana sığınırım. İblis’ten, onun soyundan ve tüm şeytanlarından da Sana sığınırım. Demirin şerrinden, yangından, yolun tehlikelerinden ve gaflet anından da Sana sığınırım. Ey Rabbim, bizden görünen ve görünmeyen her türlü belayı, musibeti uzaklaştır.

    Ey Allah’ım, Sana tevekkül ettim; Sen Yüce Arş’ın Rabbisin. Ey Rabbim, kendimi, ailemi ve tüm sevdiklerimi, Kendisini ne bir uyuklama ne de bir uyku tutan, ebediyen diri ve her şeyi ayakta tutan Hayy ve Kayyûm isminle tahsin ettim (koruma altına aldım). Bizden her türlü kötülüğü ve şerri uzaklaştırdım. Ey Allah’ım, korktuğumuz ve sakındığımız her şeyin şerrinden bizi koru ve şeytanların vesveselerinden, yanımızda hazır bulunmalarından bizi muhafaza eyle.

    Ey Allah’ım, bizi kendi hırzına (sağlam korumana), emânına (güvencene) ve civarına (himayene) al. Haset edenlerin ve zalimlerin şerrinden bizi koru. Bizi, hiçbir gücün erişemeyeceği, eşsiz hıfzınla muhafaza eyle. Ve üzerimize afiyet ve tam bir huzur elbisesini giydir.

    Ey Allah’ım, gönlümü ferahlat ve onar, işimi kolaylaştır, günahımı bağışla. Kalbimi kırma ve hiçbir işi bana zorlaştırma. Ailemi, sevdiklerimi ve bana hayır dileyen herkesi, Senin eşsiz himayen ve affınla muhafaza eyle, ey sonsuz merhamet sahibi Rahîm!

    Kaynak: Günlük koruma ve sabah-akşam zikirlerinden derleme