إِلَهِي، أَخْشَى مِنْ رُكُودِ الْقَلْبِ وَجُمُودِ الرُّوحِ فِي طَرِيقِكَ. وَأَطْمَعُ فِي التَّرَقِّي وَالتَّجَدُّدِ فِي مَعْرِفَتِكَ وَقُرْبِكَ. فَاجْعَلْ خَوْفِي مُحَرِّكًا لِطَلَبِكَ، وَأَمَلِي دَافِعًا لِلْبَقَاءِ عَلَى وَصْلِكَ. زِدْنَا يَقِينًا بِكَ.
İlahî, ahşâ min rukûdil kalbi ve cumûdir rûhi fî tarîkike. Ve atma'u fit terakkî vet teceddudi fî ma'rifetike ve kurbike. Fec'al havfî muharrikan li talebike, ve emelî dâfi'an lil bekâi alâ vaslike. Zidnâ yakînen bike.
Ey İlahım, senin yolunda kalbin durağanlaşmasından ve ruhun donuklaşmasından korkmaktayım. Senin marifetinde ve yakınlığında ilerlemeyi ve yenilenmeyi umuyorum. Bu korkumu, seni talep etmek için bir itici güç kıl. Ümidimi ise seninle vuslat üzere baki kalmak için bir teşvik eyle. Bize olan yakînliğimizi artır. Bu manevi duraksama korkusu, bizi sürekli olarak içsel muhasebeye sevk ederken, ilerlemeye olan ümidimiz, ruhumuzu canlandırır ve her an daha fazla çaba sarf etmemizi sağlar.