Muhterem Dr. Hayan el-Yafi’i, şu ibretlik hâdiseyi nakletti:
Bugün, Cidde’den bir Suudi ailesinden bir telefon aldım. Aile fertleri, yanlarında hizmet eden Filipinli hanımefendinin İslâm nuruyla şereflenmek arzusunda olduğunu bildirdiler.
Hemen aileyi arayarak o hanımefendiyle bir görüşme başlattım. Ona İslâm’ın temel esaslarını, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Hz. Îsâ’nın (aleyhisselâm) peygamberliklerini izah ettim. Söylediğim her kelimeye karşı, derin bir iç huzuru ve tam bir gönül rahatlığıyla, ‘Evet, bunlara yürekten inanıyorum,’ diye mukabele etti.
Hem hayret hem de büyük bir sevinçle kendisine sordum: ‘Peki, Kelime-i Şehâdet getirerek İslâm’ın yüce çatısı altına girmeye hazır mısınız?’ Hiçbir tereddüt göstermeksizin ‘Evet,’ buyurdu. Ardından Kelime-i Şehâdet’i telaffuz etti ve böylece, elhamdülillah, İslâm feyziyle müşerref oldu.
Bu kutlu anın ardından, kendisine şu suali yönelttim: ‘Sizi İslâm’a yönelten, bu mübarek dine intisap etmeye sevk eden sebep neydi?’
Cevabı şu oldu: ‘Bu mübarek ailenin bana karşı sergilediği muameleydi. Bana fevkalade bir ihsan ve lütufla yaklaştılar. Onların yanında kendimi mesut ve bahtiyar hissettim. Zamanla Kur’ân-ı Kerîm tilavetlerini işitmeye başladım ve gönlümde bu yüce dine intisap etme arzusu filizlendi.’
Gerçekten de İslâm ahlâkının şerefi ve azameti ne yücedir! Bu, Cenâb-ı Hakk’ın (Sübhânehû ve Teâlâ) kullarına bahşettiği ihsan ve ikramının bir tecellisidir. İşte bu güzide aile, sergiledikleri yüksek ahlâk ve müstesna davranışlarıyla bu aziz insanın hidayetine vesile oldular.
Bu mübarek aile, Cenâb-ı Hakk’ın izni ve inayetiyle, Ramazan-ı Şerîf ayı içerisinde İslâm’la şereflenenlerin sayısının kırk bire ulaşmasına da vesile olmuştur.
*Dr. Hayan el-Yafi’i’den bir not:* Şayet çevrenizde İslâm nuruyla aydınlanmak arzusunda olan bir kimse bulunuyorsa, bizimle irtibata geçmekten lütfen çekinmeyiniz.