Hayal, Hakk’ın zuhur ettiği en geniş alandır; zira âlem, Hakk’ın kendini hayal etmesinden ibarettir.
— İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye
İbn Arabi için hayal, sadece bir kuruntu değil, varoluşun temel bir prensibidir. Âlem, Hakk’ın kendi varlığını “hayal etmesi” veya “zuhur ettirmesi” sonucunda meydana gelmiştir. Görünen her şey, Mutlak Hakikat’in hayali bir tecellisidir. Hayal gücü, insanın Hakk’ı idrak etme ve O’nun tecellilerini anlama kapasitesini genişletir. Hakikat ile yanılsama arasındaki ince çizgiyi temsil eder ve âlemin izafi varlığını vurgular.