İslam büyüklerinden seçilmiş hikmetli sözler ve öğütler
Her zerrede Allah’ın yüzünü arayan, her zerrede O’nun tecellisini bulur. — Mevlana Celaleddin Rumi, Divan-ı Kebir Bu söz, Mevlana’nın vahdet-i vücut (varlığın birliği) anlayışını yansıtır. Evrendeki her bir zerrenin, ilahi varlığın bir yansıması, bir tecellisi olduğunu anlatır. Gerçek âşık, sadece belirli ibadethanelerde değil, kainatın her köşesinde, her yaratılmışta Allah’ın kudretini, sanatını ve güzelliğini görme yeteneğine […]
Sabır, anahtarı acı olan bir kilittir; fakat açtığı kapı tatlıdır. — Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi Mevlana, sabrın çetin bir süreç olduğunu ancak sonunda büyük mükafatlar getirdiğini vurgular. Hayatın zorlukları, musibetler ve bekleyişler, sabrın acı anahtarı gibidir. Ancak bu anahtarla açılan kapı, ruhsal olgunlaşmaya, iç huzura ve ilahi lütuflara çıkar. Tasavvufta sabır, sadece bir tahammül hali […]
Sen kapıyı çalıyorsun. Kapı açılınca, içeriden sana kim olduğunu sorarlar. ‘Benim’ dersin. Bu, ‘Ben’ kimdir? Onu bil. — Mevlana Celaleddin Rumi, Divan-ı Kebir Bu hikmet, insanın kendi benliğine yaptığı içsel yolculuğu simgeler. Dış dünyaya yönelik arayışlar yerine, Mevlana kişiye kendi içine dönmeyi, egonun ötesindeki gerçek benliği sorgulamayı öğütler. Kapının çalınması ve içeriden gelen soru, ruhun […]
Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın. — Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi Mevlana’ya göre hakiki aşk, sadece duygusal bir bağ değil, aynı zamanda ruhsal bir arayış ve fedakarlık yolculuğudur. Aşık, sevdiğinin uğruna her türlü zorluğa göğüs germelidir; zira çekilen cefa, aşkın samimiyetini ve gücünü kanıtlayan bir şahittir. Bu çileler, nefsin arınmasına […]
Yücelik, kendini alçaltmakta; hizmet, kemale ermenin yoludur. Tevazu, Hakk’ın nazargahıdır. — Sünbül Sinan, Mektuplar Bu hikmet, tasavvuf ehlinin olmazsa olmaz vasıflarından olan tevazu ve hizmetin önemini vurgular. Gerçek büyüklük, nefsini aşağı görmek ve başkalarına hizmet etmekten geçer. Kul, nefsini terbiye ettikçe, kibirden uzaklaşır ve tevazu elbisesini giyer. Bu hal, Allah’ın kuluna olan nazarını celbeder, zira […]
Aşk-ı İlahi, kalbin cevheridir. O cevher parladıkça kul, dünyanın pasından arınır, Hakk’a yakınlaşır. — Sünbül Sinan, Mektuplar İlahi aşk, tasavvuf yolunun en yüce mertebelerinden biridir. Sünbül Sinan, bu aşkı kalbin en kıymetli cevheri olarak tanımlar. Bu aşkın ateşiyle yanan kalp, dünya malına, makamına ve geçici heveslere olan bağlılıktan kurtulur. Kalbin temizlenmesi ve arınması, kulun Allah […]
Nefsini bilmeyen Rabbini bilmez. Nefis, binek gibidir; terbiye edilmezse seni uçuruma sürükler. — Sünbül Sinan, Mektuplar Tasavvufun temel prensiplerinden biri olan nefs terbiyesi, kulun kendi iç dünyasını tanıması ve kontrol altına alması gerektiğini vurgular. Nefsin istekleri, insanı günahlara ve dünya heveslerine sevk edebilir. Sünbül Sinan’a göre, nefsin terbiyesi, onu ilahi emirlere uygun hale getirme ve […]
Kalbin anahtarı zikirdir; o açılırsa Hakk’ın nuru oraya dolar, gaflet perdesi kalkar. — Sünbül Sinan, Mektuplar Bu hikmet, tasavvuf yolunda kalbin manevi uyanışının anahtarı olarak zikri işaret eder. Gaflet, insanın Allah’tan uzaklaşmasına neden olan bir perdedir ve zikir, bu perdenin kalkmasına vesile olur. Kalp, Allah’ı anmakla arınır, parlar ve ilahi hakikatleri idrak etmeye hazır hale […]
Aşk ile yananın külü kalır mı hiç? Aşk ateşi yakar yok eder benliği, Hakk’a vasıl eyler canı. — Pir Sultan Abdal, Divan Bu söz, tasavvuftaki ilahi aşkın dönüştürücü gücünü anlatır. Gerçek aşk, benliği, nefsanî arzuları ve dünya heveslerini yakıp kül eder. Bu manevi arınma süreci sonunda, aşığın kalbinde sadece Hakk’a ait olan kalır. Aşk ateşi, […]
Göz ile görünmez Hakk, gönül gözüyle bakmak gerek. Zira Hakk her yerde hazır ve nazırdır, sen kendini ara. — Pir Sultan Abdal, Divan Pir Sultan Abdal bu sözüyle, ilahi hakikatin sadece dışsal duyularla algılanamayacağını, asıl idrakin “gönül gözü” veya “basiret” ile gerçekleşeceğini belirtir. Tasavvufta Hakk, her zerrede mevcuttur ve O’nu bulmak için dışarıda değil, kendi […]