يَا نُورَ النُّورِ، وَيَا مُكَوِّنَ الْأَكْوَانِ، زِدْنِي فِيكَ يَقِينًا لَا تَزْعْزِعُهُ الشُّبُهَاتُ. اكْشِفْ عَنْ بَصِيرَتِي حُجُبَ الْغَفْلَةِ وَالْأَنَانِيَّةِ. اجْعَلْ قَلْبِي يَشْهَدُكَ فِي كُلِّ شَيْءٍ وَيَرَاكَ فِي كُلِّ ذَرَّةٍ. وَأَذِقْنِي طَعْمَ الشُّهُودِ الْحَقِيقِيِّ بِكَ.
Yâ Nûren-nûr, ve yâ Mukevvinel-ekvân, zidnî fîke yakînen lâ tez'ezu'huş-şubuhât. Ekşif an basîratî hucubel-ğafleti vel-enâniyyeh. Ec'al kalbî yeşhedüke fî kulli şey'in ve yerâke fî kulli zerreh. Ve eziknî ta'meş-şuhûdil-hakîkiyyi bike.
Ey Nurların Nuru, ey varlıkları var eden! Şüphelerin sarsamayacağı bir yakin ile beni Sende artır. Basiretimden gaflet ve enaniyet perdelerini kaldır. Kalbimi her şeyde Seni şahit kılsın ve her zerreden Seni görsün. Ve bana Seninle gerçek şuhudun tadını tattır. Bu yakin, beni her an Seninle birlikte olma idrakine eriştirsin ve marifetimin temelini sağlamlaştırsın.