Ölüm için hazırlık ile bu dünya hayatını yaşamak nasıl telif edilebilir?
Asla tezat teşkil etmezler. Zira ölüme hazırlık, kişiyi hayattan alıkoymaz, onu insanlardan tecrit etmez. Bir gün idrak ettiğim bir hakikat şudur ki: Bu dünya hayatından en çok lezzet alanlar, ölümü daima zihinlerinde diri tutanlardır. Çünkü ölüm fikrini sürekli hatırlamak, kişiyi ahlakında ve davranışlarında edep sahibi kılar.
Bunun neticesinde Allah, onun kalbini ünsiyet ve sürur ile doldurur. O kul, namazında edep gösterir, sözlerinde incelik sergiler, işitmesinde ve görmesinde hassasiyet sahibi olur; hatta sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarında dahi edebini gözetir. Ve dikkat eder ki, vefatından sonra dahi durmaksızın devam edecek bir günah-ı cariye yükü altında kalmasın.
İşte bu noktada Allah, o kulunu, ancak Allah ile derin bir bağ kurmuş müminin gönlüne inen bir rahatlık ve itminan ile kuşatır. Bu ilahî vaat, kulun bu dünya hayatında gözü tok, gönlü müsterih bir şekilde yaşamasını sağlar; aynı zamanda bir garip, bir misafir gibi, dünya nimetlerinden lezzet alarak ömür sürmesine imkân verir. Lakin kalbi semavidir, gözü ise Cennet’i ve onun ebedî nimetlerini gözetir.