Rivayet olunur ki, bir vakit Şefiç el-Belhi Hazretleri, çocuklarının açlık derdiyle kıvranıp çaresizlik içinde musibetle yüzleştiğini görür. Her daim kendisine akıl danıştığı, sıkıntılarında yardımına başvurduğu kadim bir dostu vardı. Tam ona yönelmeyi düşündüğü sırada, o an Ebu Cafer’den rivayet edilen şu kutlu hadis-i şerifi hatırladı: “Her kimin bir beşerden diğer bir beşere bir ihtiyacı olursa, işine evvela Allah Teâlâ’ya yönelmekle başlasın.”
Bu ilahi hatırlatma üzerine, hemen mescide yöneldi. İki rekat namaz kıldı ve huşu içinde Rabbine niyaz etmeye başladı. Tahiyyat makamında iken, tatlı bir uyku hali sardı benliğini. Ve rüyasında kendisine ilahi bir nida yükseldi: “Ey Şefiç! Sen kulları Allah’a yönlendirirsin de, kendi nefsini mi unutursun?”
Bu sözlerin tesiriyle uyanır uyanmaz, bunun Hakk’tan gelen bir uyarı, bir ikaz-ı ilahi olduğunu derhal idrak etti. Dostuna gitme fikrinden tamamen vazgeçti. Kalbi ve ruhuyla yalnızca Allah’a tevekkül etti, bütün işlerini O’na havale eyledi.
Evine döndüğünde ise, Allah Teâlâ’nın o dostunu harekete geçirdiğini ve ailesinin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak rızkı hanelerine ulaştırdığını gördü. Böylece Şefiç el-Belhi, tevekkülün ve yalnızca Allah’a yönelmenin bereketini bizzat yaşayarak idrak etmiş oldu.