← Kıssalar

Hz. Ömer’in İslam’a Girişi ve Peygamber ile Buluşması

Hz. Ömer’in İslam’a Girişi ve Peygamber ile Buluşması

Ebu Bekir el-Azzam’ın rivayetine göre, Hazreti Ömer, henüz İslam’la şereflenmeden evvel, kalbinde Kureyş’in izzet ve şerefine dair derin bir arzu taşırdı. Öyle ki, dilinden sıkça şu niyaz dökülürdü: “Ya Rabbi, Kureyş’i güçlendir.” Bir gün, çıktığı bir yolculuk esnasında, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz’in huzuruna vardı. Peygamberimiz, o anın ulviyetiyle, ona İslam’ın hakikatini ve tevhidin nurunu tebliğ etti. O dönemde Kureyş’in en heybetli, en cesur ve en kudretli şahsiyetlerinden biri olan Ömer, başlangıçta bu daveti reddetti ve Müslümanlara karşı durmaya, hatta onlarla mücadele etmeye hazırlandı.

Bir başka gün ise, Kâbe’nin kutsal avlusunda veya Müslümanların toplandığı bir mekânda, Hazreti Ebu Bekir ve diğer müminlerle karşılaştı. Onlar, Ömer’e İslam’ın güzelliklerini, imanın derinliğini anlatmaya başladılar. Bu esnada Hazreti Ebu Bekir, Ömer’e dönerek, hikmet dolu bir edayla şöyle buyurdu: “Ey Ömer! Bir tehlike mi var? Sakın yanılma!” Bu sözler karşısında Ömer, derin bir iç hesaplaşma içinde, kendi kendine veya etrafındakilere duyururcasına, adeta bir mırıltıyla, ancak kararlı bir tonla: “Hayır! Muhammed ölmüş değildir; Muhammed ölmüş değildir,” dedi. Bu sözler, onun zihnindeki karmaşayı, kalbindeki tereddüdü ve belki de Peygamber’in mesajının ölümsüzlüğüne dair bilinçaltı bir kabullenişi yansıtıyordu.

Daha sonra Hazreti Ömer, bir kez daha Peygamber Efendimiz’in mübarek hane-i saadetine veya bulunduğu yere yöneldi. Peygamberimiz, büyük bir şefkat ve hikmetle, ona ve yanında bulunanlara İslam’ın esaslarını, Allah’ın birliğini ve peygamberliğin hakikatini izah etmeye başladı. O an, Peygamber Efendimiz, Ömer’e dönerek, onun kalbindeki düğümleri çözecek, tereddütlerini giderecek şu ilahi daveti yaptı: “Ey Ömer! Bir adım at, bir adım!” Ve ardından, manası derin, ruhlara işleyen bir ayet okudu: “Eğer biz Muhammed’den başka kimseyi göndermiş olsaydık, andolsun onlar da öleceklerdi.” Bu ilahi kelam, Ömer’in kalbindeki son perdeleri de araladı, hakikatin nuru gönlüne doldu.

İşte o an, Hazreti Ömer’in kalbi İslam’a açıldı; o, şahadet getirerek iman halkasına katıldı. Bu kutlu ihtidadan hemen sonra, Peygamber Efendimiz, ona “Faruk” unvanını verdi. Bu mübarek isim,

Kaynak: İslami kıssalar ve hadis külliyatı