İmam Buhârî, hadis ilminin en büyük otoritesi kabul edilen ve “emîrü’l-mü’minîn fi’l-hadîs” unvanıyla anılan muhaddistir. 13 Şevval 194 (20 Temmuz 810) tarihinde Buhara’da doğdu; tam adı Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâîl el-Buhârî’dir. Babası İsmâil, hadisle meşgul olmuş takva sahibi bir zattı; ancak oğlu henüz küçükken vefat etti ve Buhârî’yi annesi büyüttü. Çocukluğunda gözlerini kaybettiği ve annesinin duasıyla yeniden görmeye başladığı rivayet edilir. Olağanüstü hafızası erken yaşta kendini gösterdi: on yaşlarında hadis ezberlemeye başladı, on altısına geldiğinde İbnü’l-Mübârek’in kitaplarını ezbere biliyordu.
İlim Yolculuğu
On altı yaşında annesi ve kardeşi Ahmed ile hacca giden Buhârî, onlar döndükten sonra Mekke ve Medine’de kalarak hadis tahsilini sürdürdü. Ardından İslam dünyasını uçtan uca dolaştı: Bağdat, Basra, Kûfe, Şam, Mısır, Nişabur, Belh ve Merv gibi merkezlerde binden fazla hocadan hadis dinledi. Hocaları arasında Ahmed b. Hanbel, Ali b. el-Medînî, Yahyâ b. Maîn ve İshak b. Râhûye gibi devrin en büyük hadis imamları vardır. Kendisi altı yüz bin hadis yazıp değerlendirdiğini söyler; râvileri tanımadaki kudreti daha hayattayken darbımesel olmuştu. Bağdat’ta âlimlerin, senet ve metinlerini bilerek birbirine karıştırıp sordukları yüz hadisi tek tek düzelterek doğru şekilleriyle okuması, hafızasının gücüne dair meşhur bir hadisedir. Kaynaklar onu az yiyen, çok ibadet eden, kimsenin gıybetini etmemeye özen gösteren, boş vakitlerinde atıcılıkla meşgul olan zâhid bir âlim olarak tasvir eder.
el-Câmiu’s-Sahîh ve Diğer Eserleri
Buhârî’nin ölümsüz eseri, yalnızca sahih hadisleri bir araya getirmek amacıyla kaleme aldığı el-Câmiu’s-Sahîh‘tir. Hocası İshak b. Râhûye’nin bir temennisinden ilham alarak başladığı bu esere yaklaşık on altı yılını verdi; devasa birikiminden, koyduğu ağır sıhhat şartlarını geçebilen rivayetleri seçti. Tekrarlarıyla birlikte 7275 hadis ihtiva eden eser, İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu tarafından “Kur’an’dan sonra en güvenilir kitap” kabul edilmiştir. Eser; iman, ilim, ibadet, muâmelât, megāzî, tefsir, edeb ve tevhid gibi doksanı aşkın ana bölüme (kitab) ayrılır; Buhârî’nin bab başlıklarına yerleştirdiği ince fıkhî işaretler, “Buhârî’nin fıkhı bab başlıklarındadır” sözüyle özetlenmiştir. Kitabın bugün elimizdeki en yaygın metni, talebesi Firebrî’nin rivayetiyle gelmiştir. Râvilerin hâl tercümelerini topladığı et-Târîhu’l-Kebîr ile ahlak hadislerini derlediği el-Edebü’l-Müfred de günümüze ulaşan önemli eserlerindendir.
Talebeleri ve Vefatı
Buhârî’nin ders halkasından hadis tarihinin dev isimleri geçti: Müslim b. Haccâc, Tirmizî ve Nesâî, ondan istifade eden muhaddisler arasındadır. Ömrünün sonunda Nişabur’da ve ardından Buhara’da bazı çevrelerin kıskançlık ve baskılarıyla karşılaştı; Buhara emîrinin, çocuklarına sarayda özel ders verme isteğini “ilmi ayağa çağırmak” saydığı için reddedince şehirden ayrılmak zorunda kaldı. Semerkant yakınlarındaki Hartenk köyünde, 1 Şevval 256 (31 Ağustos 870) gecesi vefat etti ve oraya defnedildi. Bin yılı aşkın süredir Sahîh-i Buhârî okumak ve okutmak, İslam dünyasında ilmin ve bereketin sembolü sayılmaya devam etmektedir.