الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ اللَّهُمَّ أَنْتَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ أَنْتَ الْغَنِيُّ وَنَحْنُ الْفُقَرَاءُ اللَّهُمَّ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ أَنْتَ الْقَوِيُّ وَنَحْنُ الضُّعَفَاءُ اللَّهُمَّ أَنْتَ الْكَرِيمُ الْمُعْطِي وَنَحْنُ الْمُحْتَاجِينَ اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ كَمَا تُحِبُّ رَبَّنَا وَتَرْضَى رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ كَمَا يَنْبَغِي لِجَلَالِ وَجْهِكَ وَعَظِيمِ سُلْطَانِكَ رَبَّنَا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ الْحَمْدُ لِلَّهِ إِذَا رَضِيتَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ بَعْدَ الرِّضَى لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ عَلَى كُلِّ حَالٍ. اللَّهُمَّ صَلِّ وَبَارِكْ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ وَسَلَّمْتَ وَبَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ. اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِثْلَ الْإِخْوَةِ الْمَغْفِرَةِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تَغْفِرَ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ لَهُ حَقٌّ عَلَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ الْأَحْيَاءِ مِنْهُمْ وَالْأَمْوَاتِ. اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ وَمَا قَرَّبَ مِنَهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ وَمِنْ يَوْمٍ لَا سَابِقَ لَهُ. اللَّهُمَّ ارْزُقْنَا بِحَوَائِجِ الدُّنْيَا: اللَّهُمَّ ارْزُقْنِي مِنْ فَضْلِكَ وَرَحْمَتِكَ فَإِنَّهُ لَا يَمْلِكُهَا إِلَّا أَنْتَ وَارْزُقْنِي رِزْقًا حَلَالًا وَارْزُقْنِي رِزْقًا كَثِيرًا هَنِيئًا مَرِيئًا وَارْزُقْنِي مِنْ حَيْثُ لَا أَعْلَمُ وَمِنْ حَيْثُ أَعْلَمُ إِنَّكَ أَنْتَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينِ — ارع بحوائجك.
Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemîn. Er-Rahmânir-Rahîm. Mâliki Yevmid-dîn. Lâ ilâhe illallâhu yef’alü mâ yürîd. Allâhümme Entallâhu lâ ilâhe illâ Hû. Entel-Ğaniyyü ve nahnül-fukarâ’. Allâhümme lâ ilâhe illallâhu Entel-Kaviyyü ve nahnud-du’afâ’. Allâhümme Entel-Kerîmül-Mu’tî ve nahnül-muhtâcîn. Allâhümme lekel-hamdü kesîran tayyiben mübâraken fîhi kemâ tuhibbü Rabbenâ ve terdâ. Rabbenâ lekel-hamdü kemâ yenbağî li-celâli vechike ve azîmi sultânik. Rabbenâ vel-hamdü lillâhi alâ külli hâl. Lâ ilâhe illallâhu innî küntü minez-zâlimîn. Elhamdü lillâhi izâ radîte vel-hamdü lillâhi ba’der-rıdâ. Lâ ilâhe illallâhu alâ külli hâl. Allâhümme salli ve bârik alâ Nebiyyinâ Muhammedin kemâ sallayte ve sellemte ve bârekte alâ âli İbrâhîme inneke Hamîdün Mecîd. Allâhümme innî es’elüke mislel-ihvetil-mağfirati. Allâhümme innî es’elüke en tağfira lî ve li-vâlideyye ve li-men lehû hakkun aleyye ve lil-mü’minîne vel-mü’minâti vel-müslimîne vel-müslimâtil-ahyâi minhüm vel-emvât. Allâhümme innî es’elükel-cennete ve mâ karrabe ileyhâ min kavlin ev amelin ve e’ûzü bike minen-nâri ve mâ karrabe minhâ min kavlin ev amelin ve min yevmin lâ sâbika lehû. Allâhümmer-zuknâ bi-havâicid-dünyâ: Allâhümmer-zuknî min fadlike ve rahmetike fe-innehû lâ yemlikuhâ illâ Ente. Ver-zuknî rizkan halâlen ver-zuknî rizkan kesîran henîen merîen. Ver-zuknî min haysü lâ a’lemü ve min haysü a’lemü inneke Entel-Rezzâku Zül-Kuvvetil-Metîn. — İr’a bi-havâicik.
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir, Din Günü’nün yegâne sahibidir.
Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur; O, dilediğini mutlak surette yapar.
Allah’ım, Sen Allah’sın, Senden başka ilah yoktur. Sen Ganî’sin (hiçbir şeye muhtaç olmayansın), biz ise Sana muhtaç, fakir kullarınız.
Allah’ım, Senden başka ilah yoktur. Sen Kavî’sin (sonsuz güç sahibisin), biz ise aciz ve zayıf kullarınız.
Allah’ım, Sen Kerîm’sin (cömertliğin ve lütfun sahibisin), Mu’tî’sin (bolca verensin), biz ise her şeye muhtaç olanlarız.
Allah’ım, Sana çokça, tertemiz ve mübarek kılınmış hamd olsun. Ey Rabbimiz, Senin sevdiğin ve razı olduğun şekilde hamd Sana mahsustur.
Ey Rabbimiz, hamd Sana mahsustur; Senin Celâl sahibi Zât’ına ve azametli saltanatına layık olduğu veçhile.
Ey Rabbimiz, her hâl ve şartta hamd Allah’a mahsustur.
Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ben nefsine zulmedenlerden oldum.
Sen razı olduğunda da hamd Allah’a mahsustur, rızandan sonra da hamd Allah’a mahsustur.
Her hâl ve şartta Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.
Allah’ım, Peygamberimiz Muhammed’e salât ve bereket ihsan eyle; tıpkı İbrahim’in âline salât, selâm ve bereket ihsan ettiğin gibi. Şüphesiz Sen, Hamîd (övülmeye layık) ve Mecîd (şanı yüce) olansın.
Allah’ım, kardeşçe bir mağfiretini Senden niyaz ederim.
Allah’ım, Senden beni, anne ve babamı, üzerimde hakkı olan herkesi, mümin erkekleri ve mümin kadınları, Müslüman erkekleri ve Müslüman kadınları, onların yaşayanlarını ve ahirete göçenlerini bağışlamanı niyaz ederim.
Allah’ım, Senden cenneti ve cennete yaklaştıracak her türlü sözü ve ameli niyaz ederim. Cehennemden ve cehenneme yaklaştıracak her türlü sözden ve amelden, bir de benzeri olmayan o (kıyamet) günden Sana sığınırım.
Allah’ım, bize dünya ihtiyaçlarımızı ihsan eyle:
Allah’ım, bana lütfundan ve rahmetinden rızık ver; zira onlara ancak Sen sahipsin, Sen maliksin.
Bana helal ve temiz rızıklar ihsan eyle; bana bol, gönül rahatlığıyla yenen, afiyet veren rızıklar nasip eyle.
Bana bilmediğim ve bildiğim her yerden rızıklar lütfet. Şüphesiz Sen, Rezzâk (tüm rızıkları veren), Kuvvet sahibi ve Metîn (sağlam ve sarsılmaz güç sahibi) olansın.
— (Burada kişisel) ihtiyaçlarını dile getir.
Kaynak: Namaz sonrası kapsamlı dua