إِلٰهِي، بَعْدَ فَنَائِي فِي جَلَالِكَ، أَبْقِنِي بِبَقَائِكَ الْأَبَدِيِّ. اجْعَلْنِي عَبْدًا مُحَقَّقًا بِأَسْمَائِكَ وَصِفَاتِكَ، لَا لِنَفْسِي بَلْ لِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ. هَبْ لِي عِلْمًا لَدُنِّيًّا وَحِكْمَةً تُنِيرُ دَرْبَ الْخَلْقِ إِلَيْكَ. وَاكْتُبْ لِي دَوَامَ الْقُرْبِ وَالْوِصَالِ.
İlâhî, ba'de fenâî fî celâlike, ebkınî bi-bekâikel-ebediyy. Ec'alnî abden muhakkakan bi-esmâike ve sıfâtik, lâ li-nefsî bel li-vechikel-kerîm. Heb lî ilmen ledünniyyen ve hikmeten tunîru derbel-halkı ileyk. Vektüb lî devâmel-kurbi vel-visâl.
Ey Rabbim, celâlinde fena bulduktan sonra, beni ebedi bekânla var et. Beni, nefsim için değil, kerim yüzün için, senin isimlerin ve sıfatlarınla tahakkuk etmiş bir kul kıl. Bana ledünni ilim ve hikmet bahşet ki, halkın sana giden yolunu aydınlatayım. Ve bana daimi yakınlık ve vuslat yaz. Bu bekâ haliyle, manevi yolculuğumun en üst basamaklarına tırmanmayı, ilahi nurla aydınlanmayı ve yaratılışa hizmet etmeyi niyaz ediyorum.