İslam büyüklerinden seçilmiş hikmetli sözler ve öğütler
Ney gibi anlat: ayrılık ateşini. Ney, ayrılıktan dem vurur; perde perde sırları açar.
Kalp, Hakk’ın tecelli mahalli ve ilahi sırların hazinesidir. O’nun genişliği, tüm evreni kuşatır; zira Hak, yere ve göğe sığmaz, ancak mümin kulun kalbine sığar. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye İbn Arabi için kalp (fuad), sıradan bir organ değil, ilahi tecellilerin ve marifetin merkezi, insanın ruhsal ve entelektüel özüdür. Kalp, ilahi hakikatleri algılayabilecek bir “göz”e sahiptir. […]
Her varlık, Hakk’ın bir isminin tecellisidir; bu isimleri idrak etmek, varlığın sırrını çözmek ve O’nun sonsuz veçhelerini anlamaktır. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye İbn Arabi’ye göre Allah’ın “isimleri” ve “sıfatları”, O’nun farklı yönlerini ve tecellilerini ifade eder. Her varlık, ister canlı ister cansız olsun, ilahi isimlerden birinin veya birkaçının bir yansıması, bir tecellisidir. Örneğin, şifa […]
Her şey, Hakk’ın varlığıyla kaimdir ve O’ndan ayrı bir varlık sahibi değildir. Yokluk ise nispi bir kavram olup, mutlak varlığın karşısında ancak bir gölge olabilir. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye Bu söz, Vahdet-i Vücud’un bir başka yönünü vurgular. Her ne kadar varlıklar ayrı ve bağımsız gibi görünse de, aslında kendi başlarına bir varoluşları yoktur; varlıkları […]
Hayal, Hakk’ın zuhur ettiği en geniş alandır; zira âlem, Hakk’ın kendini hayal etmesinden ibarettir. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye İbn Arabi için hayal, sadece bir kuruntu değil, varoluşun temel bir prensibidir. Âlem, Hakk’ın kendi varlığını “hayal etmesi” veya “zuhur ettirmesi” sonucunda meydana gelmiştir. Görünen her şey, Mutlak Hakikat’in hayali bir tecellisidir. Hayal gücü, insanın Hakk’ı […]
İnsan-ı kâmil, Hakk’ın tüm isim ve sıfatlarını kendinde toplayan bir ayna ve küçük bir evrendir. O, varlığın gayesi ve ilahi mührüdür. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye İnsan-ı kâmil, İbn Arabi düşüncesinde merkezi bir figürdür. O, Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının en mükemmel şekilde tecelli ettiği varlıktır. Evrenin özeti, bir “küçük âlem” (âlem-i sağir) olarak kabul […]
Gerçek bilgi, benliği ortadan kaldıran ve seni Hakk’ın varlığına teslim eden bilgidir. Zira ancak o zaman, bilen ve bilinen arasındaki perde kalkar. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye İbn Arabi, marifeti (irfanı) kuru akli bilgiden ayırır. Gerçek marifet, kulun kendi benliğinden, nefsani arzularından ve sınırlı idrakinden sıyrılarak ilahi hakikate ulaşmasıdır. Bu, kendini Hakk’a teslim etmekle, O’nun […]
Aşk, varlığın özüdür; zira Hakk’ın zuhuru ve her şeyin yaratılışı, O’nun kendini sevmesinden kaynaklanır. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye İbn Arabi’ye göre aşk, ilahi varoluşun temel dinamiğidir. Allah, kendi güzelliğini ve yetkinliğini seyretmek arzusuyla, yani aşkla, evreni yaratmıştır. Bu ilahi aşk, tüm varlık âlemine yayılmış, her zerresine nüfuz etmiştir. İnsan da bu ilahi aşkın bir […]
Kalbin diriliği, Allah’ı anmakla (zikr) ve O’nun ayetleri üzerinde düşünmekle (tefekkür) mümkündür. Zikirsiz kalp, ölü bir bedene benzer. — İmam Gazali, İhyâu Ulûmi’d-Dîn Bu söz, tasavvufta kalbin manevi besinini ve canlılığını açıklar. Kalp, sadece bedenin değil, ruhun da merkezidir ve Allah’ın hatırlanmasıyla (zikrullah) nur bulur. Tefekkür ise varoluşun derinliklerine inerek Allah’ın kudretini ve sanatını idrak […]
Dünya, bir köprüdür; üzerinden geç, üzerinde durma. Çünkü dünya malı, seni Allah’tan alıkoyan bir perdedir. — İmam Gazali, İhyâu Ulûmi’d-Dîn İmam Gazali, dünyanın geçici ve aldatıcı doğasını bu hikmetle özetler. Tasavvufi anlayışa göre, dünya bir araçtır, amaç değil. Mal, mevki ve şöhret gibi dünyevi meşguliyetler, kalbi Allah’tan uzaklaştırarak manevi körlüğe yol açabilir. Mürid, dünyayı bir […]