İslam büyüklerinden seçilmiş hikmetli sözler ve öğütler
Verilene şükür, verilene şükürden daha yücedir. Zira yoklukta şükür, varlıkta şükürden daha derin bir teslimiyet ve idrak ister. — Sünbül Sinan, Mektuplar Sünbül Sinan’ın bu hikmeti, şükrün farklı mertebelerini anlatır. Genellikle insanlar, kendilerine verilen nimetler karşısında şükrederler. Ancak asıl ve daha yüce olan şükür, yokluk anında, yani bir şeyin eksikliğinde veya musibet anında da şükredebilmektir. […]
Her mihnette bir hikmet, her kederde bir lütuf gizlidir. Sabırla bekle ki, ilahi takdirin perdesini aralayabilesin ve Hak’tan gelene rıza gösterebilesin. — Sünbül Sinan, Mektuplar Bu söz, tasavvufun önemli erdemlerinden olan sabır ve tevekkülü ele alır. Hayatta karşılaşılan zorluklar ve kederler, aslında kul için birer imtihan ve manevi yükseliş vesilesidir. Salik, başına gelen her şeye […]
Dilini az konuşmaya alıştır ki, kalbinin dili açılsın. Zira dış gürültü kesildiğinde, içindeki hakikat fısıltılarını duymaya başlarsın. — Sünbül Sinan, Mektuplar Sünbül Sinan, sükûtun (sessizliğin) tasavvuf yolundaki değerini vurgular. Dışsal konuşma ve dünya meşgalelerine dalmak, kalbin sesini bastırır. Oysa kalp, İlahi hakikatlerin tecelli ettiği yerdir. Salik, az konuşarak, dedikodudan ve boş sözden sakınarak iç dünyasına […]
Hizmetkâr olmayı şiar edin ki, gönüllerin sultanı olasın. Zira tevazu ve hizmet, kulun Hak katındaki mertebesini yükselten en sağlam basamaklardır. — Sünbül Sinan, Mektuplar Bu hikmet, tasavvuftaki “hizmet” ve “tevazu” prensiplerinin ehemmiyetini belirtir. Gerçek büyüklük ve manevi rütbe, başkalarına hizmet etmek ve alçakgönüllülük göstermekle elde edilir. Salik, kendi benliğini ve kibrini bir kenara bırakarak, tüm […]
Aşk, perdenin en ince tülüdür; ardında maşukun cemali gizlidir. Bu tülü yırtan, ancak samimi bir aşık olabilir ki, gerçek yüzü müşahade etsin. — Sünbül Sinan, Mektuplar Sünbül Sinan’ın bu sözü, tasavvufî aşkın derinliğini ve önemini vurgular. Aşk, yaratılışın gayesi ve Hakikat’e ulaşmanın yegâne yoludur. Perde, dünya meşgalelerini, nefsanî arzuları ve gafleti temsil eder. Maşukun cemali […]
Kendi varlığını bir damla su gibi denize sal ki, okyanusun azameti içinde eriyesin. İşte o zaman kendi benliğinden kurtulur, Hak’la bâki olursun. — Sünbül Sinan, Mektuplar Bu söz, tasavvufun temel kavramlarından “fenâ fi’l-lâh” (Allah’ta yok olma) halini mecazi bir dille anlatır. Damlanın denizde erimesi gibi, salik de kendi benliğini, arzularını ve vehmî varlığını İlahi Varlık’ta […]
Kalbin aynasını cilala ki, Hak’tan gelen nurlar onda aksedebilsin. Zira gaflet pası, o aynayı kör eder, ilahi tecellileri görmeni engeller. — Sünbül Sinan, Mektuplar Bu hikmet, kalbin tasavvuftaki merkezi rolüne vurgu yapar. Kalp, ilahi feyizlerin ve hakikatlerin tecelli ettiği bir ayna olarak görülür. Gaflet, yani Allah’tan uzaklaşma ve dünya meşgalelerine dalma, bu aynanın paslanmasına yol […]
Her nereye baksam nurun görünür. Dağda, taşta, ağaçta, kuşta, her zerrede sen varsın ey Hak. — Pir Sultan Abdal, Divan Bu beyit, tasavvufun temelindeki “tecelli” ve “vahdet-i vücud” anlayışını özetler. Pir Sultan Abdal, evrendeki her varlıkta, her detayda Hakk’ın bir yansımasını, bir tecellisini gördüğünü ifade eder. Bu, kuru bir inançtan ziyade, tüm varoluşu ilahi bir […]
Dost senin derdinden ben yana yana, düşer oldum dillerden dile. Sabır ile erilir Hak’ka, her zorlukta bir kolaylık var. — Pir Sultan Abdal, Divan Bu söz, tasavvuftaki sabır (sebat) ve tevekkülün önemini vurgular. Pir Sultan Abdal, ilahi aşkın getirdiği çilelere ve zorluklara rağmen Hak yolundan ayrılmamanın, bu acıları dahi bir lütuf olarak görmenin gerekliliğini anlatır. […]
Mürşit odur ki, gönlünü Hak’ka bağlaya. Cümle âlemden geçip, doğru yola ağlaya. — Pir Sultan Abdal, Divan Pir Sultan Abdal, tasavvufta mürşidin (rehberin) vazgeçilmez önemini bu sözlerle dile getirir. Gerçek bir mürşit, sadece bilgi veren değil, aynı zamanda müridin gönlünü Hakk’a yönelten, nefsinin isteklerinden arındırarak onu ilahi hakikate ulaştıran kamil insandır. Mürşidin rehberliği olmaksızın, müridin […]