İslam büyüklerinden seçilmiş hikmetli sözler ve öğütler
Koyun beni hak yoluna gideyim. Dünya fani, ölüm ani, varlığa aldanma sakın. — Pir Sultan Abdal, Divan Bu hikmetli söz, dünya hayatının geçiciliğini ve ölümün kaçınılmazlığını hatırlatarak, insana gerçek varoluş amacını sorgulatır. Pir Sultan Abdal, tasavvufun temel prensiplerinden biri olan “dünya sevgisinden arınma” ve “Hakk’a yönelme” düsturunu dile getirir. Mürid, fani olana bağlanmaktan kaçınmalı, nefsini […]
Biz de Pir Sultan’ız, gelmeyiz ardan. Serden geçeriz, dönmeyiz yoldan. Ali’siz bir dünya bize zindan. — Pir Sultan Abdal, Divan Bu söz, Alevi-Bektaşi inancının özünü oluşturan Ehlibeyt sevgisini, özellikle de İmam Ali’ye olan bağlılığı vurgular. Pir Sultan Abdal, bu yolda her türlü fedakarlığı göze almayı, canından geçmeyi ancak inancından dönmemeyi ifade eder. Ali, tasavvufta ilahi […]
Yedi derya benim gözüm, aradım Hak’kı buldum. Yer gök benimle bir oldu, ne ararsan kendinde buldum. — Pir Sultan Abdal, Divan Pir Sultan Abdal’ın bu sözü, Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) ilkesini derinlemesine yansıtır. Evrenin ve içindeki her şeyin Hakk’ın tecellisi olduğunu, ilahi hakikatin dışarıda değil, bizzat insanın kendi özünde bulunduğunu ifade eder. Mürid, kendi içine […]
Ben melamet hırkasını kendim giydim eğnime, ar ile namus şişesini taşa çaldım kime ne? — Pir Sultan Abdal, Divan Bu beyit, tasavvuftaki “melamet” yolunun bir ifadesidir. Pir Sultan Abdal, toplumsal yargılardan ve riyadan uzaklaşarak kendi içsel hakikatini bulma çabasını dile getirir. Dış görünüş ve toplumsal kuralların ötesine geçerek, benlik ve nefsaniyetin getirdiği utanç (ar) ve […]
Haktan gelen şerbeti içtik, şükürler olsun. Zalimin zulmü varsa, sevenin de Allah’ı var. — Pir Sultan Abdal, Divan Bu söz, hak yolunda sabır ve tevekkülün önemini vurgular. Pir Sultan Abdal, ilahi adalete olan sarsılmaz inancını dile getirirken, zalimin geçici gücüne karşı hakikat aşıklarının sonsuz bir güce, yani Allah’a dayandığını belirtir. Tasavvufta zulme direniş, Hakk’ın rızasını […]
Mürşid-i kâmil, kalplere yol gösteren bir ışıktır. Onun rehberliği olmadan, manevi yolculukta nice tehlikelerle karşılaşılır. — Necmeddin Kübra, Fevâihu’l-Cemâl Tasavvuf yolculuğunda mürşidin önemi büyüktür. Necmeddin Kübra, mürşid-i kâmili, yani ilahi hakikatlere ulaşmış, manevi olgunluğa ermiş bir rehberi, kalpleri aydınlatan bir ışık olarak tanımlar. Bu yolculuk, nefsin hileleri ve şeytanın vesveseleriyle doludur. Tecrübeli bir mürşidin rehberliği […]
Dünya, bir gölge oyunu, bir rüya gibidir. Ona bağlanmak yerine, ondan ibret alıp asıl yurduna hazırlanmak akıllıca olandır. — Necmeddin Kübra, Fevâihu’l-Cemâl Bu söz, dünyanın geçiciliğini ve aldatıcı doğasını vurgular. Dünya hayatı, gerçek ve kalıcı olandan ziyade, bir gölge oyunu veya rüya gibi gelip geçicidir. Sufiler, dünyaya tamamen sırt çevirmeyi değil, ona bağımlı olmamayı öğütlerler. […]
Marifetullah, kulun kendini bilmesiyle başlar; zira kendi sırrını çözen, Rabbinin sırrına vakıf olur. — Necmeddin Kübra, Fevâihu’l-Cemâl Bu hikmetli söz, ‘Kendini bilen Rabbini bilir’ hadisinin tasavvufi yorumudur. İnsanın kendi varlığının derinliklerine inmesi, kendi acziyetini, faniliğini ve Allah’ın yeryüzündeki halifesi olma potansiyelini idrak etmesiyle Marifetullah’a giden kapı aralanır. Kendi içindeki ilahi nefha ve sırları keşfeden kişi, […]
Sırat-ı müstakim, nefsini arındırıp ruhunu yüceltenlerin yoludur. Bu yolda sabır ve teslimiyet, en büyük azıktır. — Necmeddin Kübra, Fevâihu’l-Cemâl Doğru yol (Sırat-ı Müstakim), sadece dışsal ibadetlerle değil, içsel arınma ve ruhsal yükselişle katedilir. Nefsin kötü huylarından temizlenmesi ve ruhun ilahi özelliklerle donatılması bu yolculuğun temelini oluşturur. Bu meşakkatli yolda karşılaşılan zorluklara karşı sabır göstermek ve […]
Aşk, perdenin kalkmasıdır; aşık, maşuktan başkasını görmez, bilmez ve arzulamaz. Bu hal, fena makamının başlangıcıdır. — Necmeddin Kübra, Fevâihu’l-Cemâl Necmeddin Kübra’nın tasavvufunda aşk, ilahi hakikate ulaşmanın en güçlü yoludur. Gerçek aşk, kulun benliğini silerek tamamen Maşuk’a yani Allah’a yönelmesidir. Aşık için dünya ve içindekiler önemini yitirir; tek varlık, tek gaye Allah olur. Bu durum, bireysel […]