İslam büyüklerinden seçilmiş hikmetli sözler ve öğütler
Allah’ım, sana cennetin için tapıyorsam, beni cennetinden mahrum et. Cehennem korkusuyla sana tapıyorsam, beni cehenneminde yak. Ama sırf senin rızan için tapıyorsam, o zaman güzelliğinden beni mahrum etme. — Rabia el-Adeviyye, Dualar ve İlahiler Bu söz, Rabia’nın ilahi aşka dair en temel ve bilinen prensibini yansıtır: Allah’a ibadetin tek gayesi Allah’ın kendisi olmalıdır. Cennet umudu […]
Benlik perdesini yırt ki, hakiki benliğini bulasın. Zira sen, sandığın şey değil, O’nun sırrının bir tecellisisin. — Hallac-ı Mansur, Kitâbu’t-Tavâsîn Hallac-ı Mansur, tasavvufun temel ilkelerinden biri olan nefis terbiyesi ve benliğin ortadan kaldırılması (fenâ) üzerinde durur. İnsanın kendi benliğine takılıp kalması, ilahi hakikati görmesine engel olan en büyük perdedir. Bu perde ortadan kalktığında, kişi kendi […]
O, hem zâhirdir hem bâtın; hem yakın hem de uzak. O’nun sırrını idrak etmek, ancak O’nun kendisiyle mümkündür. — Hallac-ı Mansur, Kitâbu’t-Tavâsîn Bu söz, Allah’ın hem görünen âlemde tecelli ettiğini (zahiri), hem de idrak edilemeyen bir sır olarak kaldığını (batıni) ifade eder. Hallac, ilahi varlığın hem her yerde hazır ve nazır olduğunu hem de insan […]
İlim, Hakk’ı perdelenmiş olarak gösterir; marifet ise O’nu perdesiz olarak kalpte bulmaktır. — Hallac-ı Mansur, Kitâbu’t-Tavâsîn Hallac, kuru bilginin ötesinde, sezgisel ve deneyimsel bilginin (marifet) önemine vurgu yapar. İlim, dışsal verilerle elde edilen akli bilgi iken, marifet kalbin derinliklerinde, doğrudan ilahi bir tecrübeyle elde edilen hikmettir. Marifet, Hakk’ı idrak etmenin en yüksek düzeyidir; bu düzeyde […]
İlim, Hakk’ı perdelenmiş olarak gösterir; marifet ise O’nu perdesiz olarak kalpte bulmaktır. — Hallac-ı Mansur, Kitâbu’t-Tavâsîn Hallac, kuru bilginin ötesinde, sezgisel ve deneyimsel bilginin (marifet) önemine vurgu yapar. İlim, dışsal verilerle elde edilen akli bilgi iken, marifet kalbin derinliklerinde, doğrudan ilahi bir tecrübeyle elde edilen hikmettir. Marifet, Hakk’ı idrak etmenin en yüksek düzeyidir; bu düzeyde […]
Aşkın sarhoşluğuyla mest olana, dünyanın tüm ıstırapları bir hiçtir. Gerçek vuslat, ıstıraplar diyarından geçer. — Hallac-ı Mansur, Kitâbu’t-Tavâsîn Hallac’a göre tasavvuf yolu, zahmetsiz bir yol değildir; aksine, çile ve ıstıraplarla doludur. Ancak bu ıstıraplar, ilahi aşka giden yolda birer arınma ve yükselme aracıdır. Aşık, ilahi aşkın verdiği coşkuyla dünyevi acıları hissetmez hale gelir. Gerçek vuslat […]
Dış görünüşüne aldanma! Nice abid vardır ki kalbi putlarla doludur; nice günahkar vardır ki kalbi Hakk’ın nuruyla parlar. — Hallac-ı Mansur, Kitâbu’t-Tavâsîn Bu söz, Hallac’ın zahiri dindarlığın ve riyanın eleştirisini yansıtır. Gerçek iman ve takva, dışsal ibadet ve gösterişte değil, kalbin saflığında ve niyetin doğruluğunda yatar. O, şekilciliğe karşı çıkarak, Hakk’ı kalbinde taşıyanın, toplumsal normlara […]
Hakikat, kanıyla boyanmadıkça görünmez; âşık, kendi kanıyla şehit olana dek gerçeğe ulaşamaz. — Hallac-ı Mansur, Kitâbu’t-Tavâsîn Hallac-ı Mansur için hakikat arayışı, derin bir özveri ve fedakarlık gerektirir. Gerçek âşık, hakikate ulaşmak için her türlü zorluğa, hatta kendi canını feda etmeye hazırdır. Bu söz, onun kendi şehadetine giden yolun bir önsezisi gibidir. Hakikat, ancak nefsin arzu […]
Aşk, iki varlığın tek bir varlık olmasıdır. Ne kadar ayrı görünse de, aşık ve maşuk aynı hakikatin iki yüzüdür. — Hallac-ı Mansur, Kitâbu’t-Tavâsîn Hallac’a göre aşk, sadece dünyevi bir duygu değil, bilakis varlığın özünü birleştiren ilahi bir bağdır. Gerçek aşk, kulun kendi benliğini sevgilinin varlığında eritmesiyle ortaya çıkar. Bu, fenafillah’a giden yolda bir köprüdür. Aşık, […]
Ben Hakk’ım! Benim Hakk ile farkım yoktur. O’nu görmeyen kalbim, kördür. — Hallac-ı Mansur, Kitâbu’t-Tavâsîn Bu ifade, Hallac-ı Mansur’un tasavvufi tecrübesinin zirvesidir. Kendi benliğini ilahi varlıkta eriterek, Hakk’ın tecellisi haline geldiğini ilan eder. Bu, kişisel varlığın ortadan kalktığı, ilahi birliğin mutlak surette yaşandığı fenâ (yok oluş) makamının bir ifadesidir. Hallac, bu sözüyle zahiri şeriatın sınırlarını […]