İslam büyüklerinden seçilmiş hikmetli sözler ve öğütler
Çok konuşmak, kalbi karartır. Gerçek hikmet, dilin susup kalbin konuşmaya başladığı anda ortaya çıkar. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr Attar, tasavvuf yolunda sükutun (sessizliğin) önemine dikkat çeker. Gereksiz ve boş konuşmalar, kalbi gaflete sürükler ve ruhsal ilerlemeyi engeller. Gerçek hikmet, dışsal sözlerde değil, içsel tefekkür ve zikirle arınmış bir kalpte bulunur. Dilin susması, kalbin ilahi fısıltıları […]
Makam ve mevki hırsı, ruhun prangasıdır. Gerçek zenginlik, fakirlik elbisesine bürünüp benlikten soyunmaktır. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr Attar, tasavvuf yolunda tevazu ve fakrın (manevi yoksulluk) önemini vurgular. Dünyevi makam, mevki ve zenginlik arzusu, ruhu bağlayan ve hakikatten uzaklaştıran engellerdir. Gerçek derviş, nefsini terbiye ederek ve dünyevi arzulardan vazgeçerek manevi bir yoksulluk haline bürünür. Bu, benlikten […]
Otuz kuş, Simurg’u ararken en sonunda anladı ki, Simurg aslında kendileriydi. Arayanla arananın bir olduğu sırrı, işte budur. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr Bu, Mantıku’t-Tayr’ın zirve noktası ve Attar’ın en güçlü mesajlarından biridir. Otuz kuşun (si-murg) uzun ve meşakkatli yolculuktan sonra Simurg’un makamına ulaştıklarında, bir aynada kendi yansımalarını görmeleri, arayanın aslında arananın ta kendisi olduğunu gösterir. […]
Kitaplar dolusu bilgiye sahip olmak, seni hakikate ulaştırmaz. Asıl ilim, kalbinin kapısını aralayıp içeriye bakmaktır. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr Attar, dışsal bilginin (zahirî ilim) tek başına yeterli olmadığını, asıl önemli olanın kalbin ilmi (ilm-i bâtın) olduğunu ifade eder. Müridin, kendi iç dünyasına yönelerek, nefsini arındırarak ve kalbini ilahi nura açarak gerçek idrake ulaşması gerekir. Kitaplardan […]
Yol çetin, menzil uzak, dertler sayısızdır. Ama sabır ve metanetle yola devam eden, sonunda muradına erer. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr Tasavvuf yolculuğu, zahmetli ve zorluklarla dolu, çilekeş bir süreçtir. Mürid, nefsinin engelleriyle, dünya bağlarıyla ve şeytani vesveselerle mücadele etmek zorundadır. Attar, bu zorluklar karşısında sabrın ve metanetin önemini vurgular. Gerçek derviş, karşılaştığı her türlü çileye, […]
Aşk, bu dünyanın ötesinde bir ateştir; yakmadıkça seni, gerçeğe ulaştırmaz. Yanmak, sevgiliye kavuşmanın tek şartıdır. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr Attar’a göre aşk, tasavvuf yolunun temel itici gücüdür. İlahi aşk, müridi tüm dünyevi bağlardan, nefsani arzulardan ve benlikten arındıran yakıcı bir ateştir. Bu ateş, kalpteki pası temizler, benliği eritir ve kişiyi hakikate hazırlar. Gerçek sevgili olan […]
Kendinden geçmedikçe, hakikate varamazsın. Varlık perdesi kalktığında, yoklukta var olmanın sırrını anlarsın. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr Faridüddin Attar, tasavvufta fena (yok oluş) ve beka (sonsuzlukta var olma) kavramlarına işaret eder. Müridin kendi nefsani arzu ve benliğini tamamen ortadan kaldırması, yani ‘kendinden geçmesi’ gerekir. Bu, kişisel iradenin ilahi iradeye teslim olmasıdır. Nefsin yok oluşuyla birlikte, kişi […]
Kuşlar, Simurg’u aramak için yola çıktıklarında, aslında kendilerinde gizli olan ilahi varlığı aramaktaydılar. Dışarıda aradıkları, içlerinde bulacakları bir sır perdesiydi. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr Bu söz, tasavvuf yolculuğunun özünü, yani dışsal arayışın içsel keşfe dönüştüğünü vurgular. Simurg, mutlak hakikatin ve Tanrı’nın sembolüdür. Kuşların uzun ve çetin yolculuğu, müridin nefsi terbiye ederek, benliğini aşarak ve ilahi […]
Gizli kalmış salih amel, aşikâr olan amelden daha faziletlidir. Çünkü gizli olan, riyadan daha uzaktır. — İbn Atâullah el-İskenderî, Hikem-i Atâiyye İbn Atâullah bu sözüyle, amellerde ihlasın, yani samimiyetin önemini vurgular. İnsanların beğenisini kazanmak amacıyla yapılan ibadet ve iyilikler yerine, yalnızca Allah rızası için gizlice yapılan amellerin kalbe daha yakın olduğunu belirtir. Gizli ibadet, nefsin […]
Amellerin en hayırlısı, kendi tedbir ve iradenden sıyrılarak Allah’ın tedbirine teslim olmaktır. — İbn Atâullah el-İskenderî, Hikem-i Atâiyye Bu hikmet, kulun kendi acizliğini idrak ederek, işlerin hakiki yöneticisinin Allah olduğunu kabul etmesini öğütler. Kişinin kendi plan ve hesaplarını bir kenara bırakıp, her şeyi Allah’ın takdirine havale etmesi, kalpte gerçek bir huzur ve teslimiyet sağlar. Bu […]