Ebu Abdullah Muhammed bin Yezid el-Kazvînî, İbn Mace adıyla meşhurdur; yaygın kanaate göre Mace, babası Yezid’in lakabıydı. Hicrî 209 (Milâdî 824) yılında İran’ın Kazvin şehrinde doğdu. Kazvin o devirde Deylem dağlarına karşı bir serhat şehriydi; cihad ve ribat niyetiyle gelen âlimlerin uğrağı olması, şehre canlı bir ilim muhiti kazandırmıştı. İbn Mace bu muhitte yetişti.
İlim Yolculuğu
Devrin ilim geleneğine uyarak genç yaşta hadis tahsili için yola çıktı; Rey, Basra, Kûfe, Bağdat, Şam, Mısır ve Hicaz’ı dolaşarak binlerce hocadan rivayet topladı. En çok istifade ettiği hocaların başında, meşhur el-Musannef sahibi Ebu Bekir bin Ebî Şeybe gelir; Sünen’indeki rivayetlerin kayda değer bir kısmı ondan naklidir. Bu yolculuklar, üçüncü hicrî asrın rıhle geleneğinin tipik bir örneğidir: hadis, ancak ehlinin ağzından ve senediyle alınırdı. Bu seyahatlerin her durağında yalnız rivayet değil, ravilerin hâllerini tanıma imkânı da elde etti; bu birikim, eserindeki seçici tavrın temelini oluşturdu.
Es-Sünen ve Kütüb-i Sitte’ye Girişi
Ona kalıcı şöhretini kazandıran eseri es-Sünen, otuz yedi kitap ve bin beş yüz civarında bab altında yaklaşık dört bin üç yüz hadis ihtiva eder. Kitabın başındaki mukaddime, sünnete uymanın ve isnadın önemine dair bablar ihtiva eder; bu giriş, eserin yalnız bir fıkıh derlemesi değil, aynı zamanda bir sünnet müdafaası olduğunu gösterir. Eserin en beğenilen yönü, tertibindeki açıklık ve tekrarlardan uzak, konulara göre derli toplu düzenidir; bu yönüyle fıkıh talebeleri için son derece kullanışlı bir kaynak olmuştur. Kendi ifadesine göre eserini devrin büyük münekkidi Ebu Zür’a er-Râzî’ye arz etmiş ve takdirini kazanmıştır. Sünen’inde, diğer beş kitapta bulunmayan çok sayıda rivayete (zevâid) yer vermesi, esere ayrı bir kaynak değeri katar; muhaddisler bu rivayetlerin sıhhat derecelerini ayrıca incelemiş, Bûsîrî’nin Misbâhu’z-Zücâce adlı zevâid çalışması bu sahanın klasiği olmuştur. Zehebî gibi münekkitler, zevâid rivayetlerinin bir kısmının zayıflığına dikkat çekmekle birlikte eserin tertip güzelliğini ve kuşatıcılığını takdir etmişlerdir. Sünen zamanla öyle bir kabul gördü ki, Hicrî altıncı asırda İbnü’l-Kayserânî’nin öncülüğüyle âlimler onu Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî ve Nesâî’nin eserlerine ekleyerek ‘Kütüb-i Sitte’ listesini onunla tamamladılar; bazı âlimlerin altıncı kitap olarak Muvatta’yı tercih etmesine rağmen yaygın kabul İbn Mace lehine gerçekleşti.
Diğer Eserleri ve Mirası
İbn Mace yalnızca muhaddis değildi; kaynaklar onun bir tefsir ile Kazvin tarihine dair hacimli bir tarih kitabı yazdığını da kaydeder, ne var ki bu eserler günümüze ulaşmamıştır. Bu kayıtlar, onun tefsir ve tarih sahalarında da söz sahibi, çok yönlü bir âlim olduğunu gösterir. Sünen’in rivayet zinciri, talebeleri aracılığıyla sonraki asırlara kesintisiz ulaştı; eser matbaa devrinde defalarca neşredildi, günümüzde tercümeleri ve şerhleriyle birlikte okunmaya devam etmektedir.
Hicrî 273 (Milâdî 887) yılında doğduğu şehir Kazvin’de vefat etti; cenaze namazını kardeşi Ebu Bekir’in kıldırdığı nakledilir. Kazvinliler onu şehirlerinin en büyük iftihar vesilelerinden saymıştır. Eseri, İslam dünyasında hadis eğitiminin temel metinlerinden biri olmayı sürdürmekte; icazet zincirlerinde Kütüb-i Sitte’nin altıncı halkası olarak okunup rivayet edilmektedir.