Derken, Yüce ve Celil olan Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, azap meleklerinden bir ordu o kulun üzerine doğru gelir. Tam o sırada, kulun yanı başında duran Namaz, öne atılarak azametle seslenir: “Ey Rabbim! Bu kul, hayatı boyunca beni hiç terk etmedi, beni daima ihya etti. Şimdi o, kabirde yalnız kalmışken, beni ona şefaatçi kıl ve onu koru!”
Sağ tarafından Oruç da benzer bir vakarla konuşur: “Ya Rabbi! Beni riayetle tuttu, açlığıma ve susuzluğuma sabretti. Ben de onun için bir kalkanım, onu azabından muhafaza eyle!”
Başucundan Kur’an ve Zikir de dile gelir: “O bizi dilinden düşürmedi, kalbinden ayırmadı. Biz de ona yoldaşız, onu bu karanlıkta aydınlat ve azaptan uzak tut!”
Ayak ucundaki nafile ibadetler ve diğer salih ameller de bir ağızdan seslenir: “Biz de onunla birlikteydik, bizi daima yerine getirdi. Ona rahmetinle muamele et, onu koru!”
Böylece, o kulun etrafını saran bu mübarek ameller, her bir yönden gelen azaba karşı birer siper olur ve azap, ona hiçbir cihetten yaklaşamaz.